IP adresi



sayfa içeriği

merhaba

  • 18/9/2007 - LINKLER2 - ATATÜRK, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK.ı
  • Kategori: ATA VE TURKLUK

    KIRK YILIN ÖTESİNDE

     

    "Kirk yilin otesinde... Ya da gerisinde...

    Bir kadin vardi...

    Kocaman, siyah kadife gozleri, olaganustu anlayisiyla, bir dahi komutanin yasamina

    karismis, bir anlamda, en onemli kadin ozelligini asla yitirmeyecek bir hanimefendi...

    Onun hakkinda, onlarin evlilik yillari, bosanma nedenleri hakkinda az sey okumus

    ama pek cok sey dinlemistim...

    Soylenenler arasinda gercek olanlar, hic degilse gercege yakin olanlar var miydi?...

    Izmir'deki o 'olaganustu anlayisli' genc kizi;

    Ankara, gercekten o kadar degistirmis miydi?...

    'Anlayis'i ustune birsey soylemek, benim icin mumkun degildi;

    ama her kulun dayanamayacagi bir 'sabir'in timsali oldugu kesindi.

    Bunca yil surmus suskunlugunu bozacagini umut etmiyordum elbet...

    Onu, yasadigi mekan icinde soyle bir gormeye raziydim.

    - Benimle nicin gorusmek istiyorsunuz? diyen -soran degil

    - biraz kalin, nazik ama mesafeli ve her seyden fazla da 'kararli' bir ses...

    ve tabii umut kirici.

    Yanitim, hayli dolambacli...

    Acik, aciklayici degil... Onun umdugu bekledigi yanit da degil elbet.

    - Emirlerinizi telefonda alabilir miyim?...

    Bir, iki gune kadar seyahate cikiyorum; cok mesgulum.

    Sanirim, hayatimin en uzun israrini yapiyorum.

    Boylece onu uzdum belki...

    Ama, isrardan nefret eden bir insan olarak benim uzuntum, sikintim

    onunkinden cok fazlaydi kuskusuz...

    - 'Sadece sizi gormek istiyorum' dediniz bir kac defa...

    Ama ne sifatla?... Yani beni neyimle, kim oldugum icin tanimak, gormek istiyorsunuz?...

    - Once, sizi, siz oldugunuz icin gormek, tanimak istiyorum.

    - 'Peki, oncesi bu, diyelim... Ya sonrasi?...

    - Mustafa Kemal'i nikah masasina oturtacak kadar farkli, guclu....

    Sozumu kesiyor:

    - 'Hah, sunu soyleyin iste!...

    Maalesef ben bu konuda hic konusmam.

    Ben bundan bahsedecek olsam, kendi notlarimi konustururum.

    Hem artik bu mevzu cok eski...

    Kirk yilin otesinde iki bucuk yil yasanmis bir hikaye...

    Ataturk'ten, benim bahsedebilecegimden cok daha fazla bahsedebilecek

    pek cok insan var bugun...'

    - Ama siz cok farklisiniz... Hicbiri...

    Gene kesiyor sozumu:

    - 'Hayir hayir... Ben hicbir sey degilim...

    Bugun, bugun, komur alamadigi icin, kirk yillik evini terk etmek zorunda olan

    biriyim ben... Hadi bakalim kalksin da Ataturk bana yardim etsin...

    Bu tahta eve, linyit komuru veriyorlar. Bu ocaklarda linyit yanmaz ki...

    Seyahatten sonra gelip ev aramak mecburiyetinde kalacagim belki...

    Ben, evinin komur isini halledemeyen insanim ,

    Bugun, siz hala farkliliktan, onemden bahsediyorsunuz... (Bir an susuyor)

    Herkes bir Ataturk'tur tutturmus... Kac kisi taniyor Ataturk'u?...

    Kac kisi gercekten anlayip gercekten seviyor, soyler misiniz bana?

    Ataturk, iki kirik silahla bir vatan kurtarmis adamdir.

    Simdi, bu kadar varlik ve imkan icinde halimize bakin...

    Ataturk'un zamaninda yoktu boyle duzensizlikler.

    Ataturk'u sevmek demek, hic degilse O'nun yuzde biri olmak demektir.

    Gostersenize bana boyle bir insan?...

    Gencler Ataturk'u seviyorlarsa, O'nun yolunda yurumeyi bilmelidirler...

    O'nun gercek yolunu tutmus kac kisi var soyler misiniz bana?'

    Latife Hanimefendi belli ki dopdolu.

    Sozu birden gene kendisine getiriyor:

    - 'Ben 66 yasindayim kizim. Artik ben de antika oldum, hatiralarim da.

    N'apacaksiniz onlari ogrenip de...'

    Susuyor. Sonra biraz sasirmis bir sesle ekliyor:

    - 'Bakin, garip bir sey oldu. Cok tuhaf.

    Ben ilk defa bu kadar konustum. Yani, Ataturk hakkinda.'

    Birden toparlanarak acele acele kesip atiyor:

    - 'Seyahatten doneyim, bir, iki ay sonra konusuruz insallah.'

    Bitiris sesi de, basladigi gibi nazik, mesafeli ve kararli...

    Tesekkur edip karsimdaki telefonun kapanmasini bekliyorum.

    Ama teybin bir sure bosuna donmekte oldugunu hayli sonra fark edebiliyorum.

    O, biraz kalin, bir hayli buruk, ama, sikayet ederken bile kendine guvenen soylu ses,

    hala kulaklarimda...

    24 Eylul 1965"

    *******************

    "Anilarla Mustafa Kemal Ataturk" Ismet KUR

    Is Bankasi Kultur Yayinlari 1998 S.72-75

    http://www.esrayesim.8m.com/40yil.htm

     

     

    Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 18/9/2007 - LINKLER2 - ATATÜRK, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK.h
  • Kategori: ATA VE TURKLUK

    -------

    cayir kusu (Bayan, 22)

     Kime

    : a_K_I_n_28_aNk a.akca

     Tarih

    : 29.11.2006 13:59 (GMT +2:00)

     

     

     

     

     Konu

    : [sevgi-biriktire..] :)

     

     

    ]Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken
    ] ]oldukça yaşlı bir kadına rasladık. Atatürk attan inerek bu ihiyar
    ] ]kadının yanına sokuldu.
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]- Merhaba nine
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]- Merhaba dedi.
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]- Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın
    ] ]şöyle bir duralayıp,
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]- Neden sordun ki, dedi. Buraların sabısı
    ] ]mısın? Yoksa bekçisi mi?
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]Paşa
    ] ]gülümsedi.
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]- Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu
    ] ]topraklar Türk
    ] ] ] ]]]]] ]milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk
    ] ]milletinin
    ] ] ] ]]]]] ]kendisidir. Şimdi
    ] ] ] nereden
    ] ] ] ]]]]]gelip
    ] ] ] ]]]]] ]nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın
    ] ]başını salladı.
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]- Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın
    ] ]köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği kavruk
    ] ]köylerinden birindeyim. Bizim
    ] ] ] ]]]]]mıhtar
    ] ] ] ]]]]]
    ] ] ] ]]]]] ]bana
    ] ] ] ]]]]] ]bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya
    ] ]geldim.
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]- Muhtar niçin
    ] ]Ankara'ya gönderdi seni?
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]- Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek
    ] ]ağrıttım da.... Benim iki
    ] ] ] ]]]]]oğlum
    ] ] ] ]]]]] ]gavur harbinde şehit düştü. Memleketi
    ] ]gavurdan kurtaran kişiyi bir
    ] ] ] ]]]]]kez
    ] ] ] ]]]]] ]görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim
    ] ]durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Bende gün demeyip mıhtara
    ] ]anlatınca, o da bana bilet alıverip
    ] ] ] ]]]]]saldı
    ] ] ] ]]]]] ]Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de
    ] ]bilemediğimden işte
    ] ] ] ]]]]]ağşamdan
    ] ] ] ]]]]] ]belli böyle kendimi ordan oraya vurup
    ] ]duruyom bey.
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]- Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var
    ] ]mı? Kadını birden
    ] ]yüzü sertleşti.
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]- Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne
    ] ]isteyebilirim ki... O bizim vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın
    ] ]elinden kurtardı.
    ] ] ] ]]]]] ]Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi
    ] ]daha ne
    ] ] ] ]]]]] ]isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi
    ] ]istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği
    ] ] ] olmaktan
    ] ] ] ]]]]]onun
    ] ] ] ]]]]] ]sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa
    ] ]yüzünü görmek, ona
    ] ] ] sağol
    ] ] ] ]]]]] ]paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden
    ] ]ölürsem gözlerim açık
    ] ] ] gidecek.
    ] ] ] ]]]]]Sen
    ] ] ] ]]]]] ]efendi bir adama benziyon, bana bir yardım
    ] ]ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver. Atatürk'ün gözleri dolu
    ] ]dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek,
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]- Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim
    ] ]insanımızdır... Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim.
    ] ]Yaşlı kadının elini
    ] ] ] tuttum
    ] ] ] ]]]]] ]anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde
    ] ]buldun, rüyalarını
    ] ] ] ]]]]]süsleyen,
    ] ] ] ]]]]]seni
    ] ] ] ]]]]] ]buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani
    ] ]Atatürk işte karşında
    ] ] ] duruyor.
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına
    ] ]döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı.
    ] ]Görülecek bir
    ] ]manzaraydı bu.
    ] ] ] ]]]]]İkisi
    ] ] ] ]]]]] ]de ağlıyordu. İki Türk insanı
    ] ]biri
    ] ]kurtarıcı, biri kurtarılan, ana
    ] ] ] ]]]]]oğul
    ] ] ] ]]]]] ]gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın
    ] ]belki on defa öptü
    ] ] ] atanın
    ] ] ] ]]]]] ]ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra
    ] ]heybesinden küçük bir
    ] ] ] ]]]]]paket
    ] ] ] ]]]]] ]çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy
    ] ]peyniri. Bunu
    ] ] ] Atatürk'e
    ] ] ] ]]]]] ]uzattı;
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]- Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle
    ] ]yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp
    ] ]getiririm.
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok
    ] ]beğendiğini söyledi.
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]Sonra birlikte köşke kadar
    ] ]gittik.
    ] ]Oradakilere şu emri verdi;
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]'Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin.
    ] ]Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine benim bütcemden üç inek
    ] ]verin armağanım
    ] ] ] olsun.'
    ] ] ] ]]]]] ]
    ] ] ] ]]]]] ]Alıntıdır

     

    cayir kusu

    [sevgi-biriktire..] :)  antoloji.com

     

     

    -----

    ANITKABİR:

     

    http://www.anitkabir.org/*

    http://www.tsk.mil.tr/Anitkabir/index.html *

    http://www.tsk.mil.tr/anitkabir/atayasaygi.html *

    http://www.pbase.com/dosseman/ankara_anit_kabir&gcmd=add_comment

    http://www.tbmm.gov.tr/kultur_sanat/anitkabir.htm

    http://www.tekadamdevrimi.com/tekadamdevrimi/tad_1938anit/tad_etnografya.htm

    http://www.ataturk.net/ata/anitkabir.html

    http://www.sihirlitur.com/muzeler/anitkabir/index.html

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 18/9/2007 - LINKLER2 - ATATÜRK, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK.ğ
  • Kategori: ATA VE TURKLUK

    ATATÜRK'ÜN ÜSTÜN KİŞİLİĞİ
    Atatürk, Millî Mücadele'de millî birliği temin eden eşsiz bir lider, muharebe meydanlarında efsanevî bir kumandan, devlet kuran büyük siyaset adamı, milletin çehresini değiştiren kudretli bir inkılâpçıdır. Bu vasıflarıyla, insanlık tarihinin tanıdığı en büyük adamlardan biri olduğunda şüphe yoktur. Kahramanlık ve yüksek insanlık meziyetlerini en yüksek seviyede taşıdığında dünya tarihçileri ve fikir adamları tereddütsüz birleşmektedir.Tarihin büyük tanıdığı şahsiyetlerle mukayesesi yapıldığı zaman türlü bakımlardan bariz üstünlükleri göze çarpmaktadır. Bir kere bütün bu dehalara üstün tarafı, hem fikir hem hareket adamı oluşudur. O, fikri ve hareketi kişiliğinde birleştirmiş bir lider idi. Düşüncelerinin özünü oluşturan Atatürkçülük, her türlü dogmatik unsurdan sıyrılmış akılcı bir dünya görüşüdür. Memleket gerçeklerinden kaynaklanan, problemler karşısında aklın ve ilmin rehberliğini kabul eden bu gerçekçi görüş, gerek Türk Bağımsızlık Savaşı'nın gerekse onu izleyen TürkÇağdaşlaşma Hareketi'nin esasını oluşturmaktadır.Atatürk, milletin tarihî seyrini değiştirebilecek üstün meziyetleri sayesinde, memleketi askerî ve siyasî zaferlerle uçurumun kenarından kurtarmıştır. Dünya tarihinde, her türlü imkânsızlığa rağmen inandığı fikri tatbik sahasına dökmüş. "Ya istiklâl, ya ölüm!parolası ile bir Millî Mücadele kazanınış, arkasından yepyeni hüviyette bir çağdaş millet ve devlet yaratmış adam azdır.İçinde bulunduğu şartları değerlendirmede, engelleri ortadan kaldırmada gösterdiği büyük başarı Atatürk'ün ayrı bir özelliğini teşkil etmektedir. Diyebiliriz ki Atatürk, Türk toplumunda sadece çağdaşlaşma gereğini gördüğü için değil, bu çağdaşlaşmayı en kısa zamanda gerçekleştirecek yolu gösterdiği için ve nihayet çağdaşlaşmaya engel olan etkenleri cesaretle bertaraf ettiği için büyüktür. Esasen "Modern Türkiye'nin Kurucusu" sıfatını da işte bu büyüklüğünden almaktadır.Büyük Nutku'n sonlarında, Türk gençliğine hitaben çizdiği tablo, aslında, kendisi mücadeleye atıldığı zaman, memleketin içinde bulunduğu tablodur. Atatürk, en güç şartlar altında bile, her şeyin bitti zannedildiği bir zamanda bile, Türk milletine güven hissinin kaybolmaması gerektiği gerçeğini, eseriyle ispatlamış bir millî kahramandır; onun için sembol olmuştur, onun için bayrak olmuştur.Atatürk, gerçeğin adamıdır; sağduyunun ve ince görüşün adamıdır. Nerde ne yaptı, neye karar verdi ise daima en iyisini yapmış,en hayırlısına karar vermiştir. Halkın eğilimlerini çok iyi sezen ve ruhlara sızmasını bilen usta inkılâpçılığı sayesindedir ki, müşterek arzu ve eğilimler kolayca millî ülkü haline gelebilmiştir. Giriştiği mücadelenin başından sonuna kadar Türk milletinin yüksek vasıflarına güvenmiş, kazanılan her türlü zaferin milletin eseri olduğunu söylemiştir. Bütün teşebbüslerinde millet sevgisine dayanmış, kudretli kişiliği ve gerçeği sezişe dayanan ikna kuvvetiyle kitleleri sürükleyebilecek bir lider olduğunu göstermiştir. Millî kurtuluşa bayrak olan fikirleri, görüşleri ve ölmez eseriyle, tesirleri memleket sınırlarını aşmış, mazlum milletlerin bağımsızlık ve hürriyet mücadelesinde manevî kuvvet olmuştur. Atatürk; yaratıcısı, yapıcısı olduğu Türk İnkılâbı"nı ifade ederken: "Bu inkılâp, yüksek bir insanî ülkü ile birleşmiş vatanperverlik eseridir. Çocuklarına bütün güzellikleri ve bütün büyüklükleri görmek ve aynı zamanda bütün sefaletlere acımak sanatını öğretmektedir." diyordu. Kendisi de yarattığı inkılâbın imanlı bir yapıcısı sıfatıyla bütün dünyaya açık yürekle, samimiyetle ve dostlukla bakıyordu. Gerçekten, "Ne Mutlu Türküm Diyene!" vecizesiyle kalplere millî iman perçinleyen Atatürk, aynı zamanda insanlık idealinin ve insan sevgisinin de sembolü idi. Yabancıların, "Düşmanlarınız kimlerdir?" sorusuna, "Biz kimsenin düşmanı değiliz; yalnız insanılığın düşmanı olanların düşmanıyız!" cevabını veriyordu. İşte bu insancıl yönü iledir ki tamamen millî nitelik taşıyan "Atatürk İnkılâbı" aynı zamanda bütün insanlığın hayranlığını da üzerinde toplamaktadır. Atatürk'ün insanlık değerlerine içten ve büyük saygısı vardı. O, bütün insanlığın asırlar boyu övdüğü ile övündüğü meziyetleri üstün kişiliğinde toplamıştı. Hayatı boyunca gösterdiği davranışlar, bu meziyetleri sergiliyordu. Şöyle ki: -Muzaffer Başkomutan olarak İzmir'e girdiği gün, önüne serilen düşman bayrağını, "Bayrak bir milletin bağımsızlık alâmetidir; düşmanın da olsa saygı göstermek gerekir!" diyerek, onu yerden kaldırtan,-Bir milleti hürriyet ve bağımsızlığa kavuşturan büyük eserinin haşmeti karşısında, memleketin büyük sanatkârları, şairleri, tiyatro sanatçıları elini öpmek istedikleri zaman "Sanatkâr el öpmez; sanatkârın eli öpülür!" cevabını veren ,
    -Çanakkale'de kendisine karşı savaşırken bir kolunu kaybeden ünlü Fransız Generali Gouraud'ya, yıllar sonra Ankara'da karşılaştıkları zaman -Generalin boş kolunu. işaret ederek- : "Türk topraklarında yatan şerefli kolunuz, memleketlerimiz arasında son derece kıymetli bir bağdır!"diyen ,- Çanakkale şehitleri törenine konuşma yapmak üzere giden bir Bakanına, harpte ölen diğer millet askerleri için de: "Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur içinde uyuyunuz!" diye not yazdıran,- Mısır elçisine, bir sabah, Çankaya sırtlarından doğmakta olan güneşi göstererek: "Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız! Şu anda günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün doğu milletlerinin de uyanışını öyle görüyorum. Bağımsızlık ve hürriyetine kavuşacak daha çok kardeş millet vardır. Bu milletler, bütün güçlüklere, bütün engellere rağmen mânileri yenecekler ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır. Müstemlekecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerini milletler arasında hiç bir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve iş birliği çağı alacaktır!" Diyen Büyük Atatürk, gerçekten insan sevgisinin ve insanlık idealinin kolay erişilemeyecek bir örneği idi. Bu davranışlar, belki de insanlık tarihinde eşi olmayan şeylerdi ve O'nun büyüklüğünü, O'nun genişliğini, O'nun engin hoşgörüsünü simgeliyordu."Yurtta barış, cihanda barış" için çalışmak, Atatürk için dünyamızda yaşayan bütün insanları birbirine daha çok yaklaştırmak, daha çok sevdirmek yolundaki çabaların bir parçası idi. O, "İnsan her şeyden önce mensup olduğu milletin varlığı ve mutluluğu için çalışmalı;fakat başka milletlerinde huzur ve refahıni düşünmelidir." derken, işte bu çabasını dile getiriyordu. Atatürk'e göre "Dünya milletlerinin mutluluğuna çalışmak, diğer bir yoldan kendi huzur ve mutluluğunu temine çalışmak, demekti". Çünkü, "Dünyada ve dünya milletleri arasında sükûn ve iyi geçim olmazsa, bir millet kendi kendisi için ne yaparsa yapsın huzurdan mahrumdu". İşte Atatürk'ün "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesinin kökleri böyle insancıl bir düşünceden, böyle insancıl bir idealden kaynaklanıyordu.Atatürk'e göre"Milletleri idare edenlerin vazifesi, hayatı mutlu kılmak hususunda milletlerine yol göstermekti. Bütün insanlığın varlığını kendi şahıslarında gören adamlar mutsuzdu. Hayatta mutluluk, ancak gelecek nesillerin şerefi, varlığı ve huzuru için çalışmakla mümkündü. Hatta bir devlet adamı böyle hareket ederken 'Benden sonra gelecekler, acaba böyle bir ruhla çalıştığımı fark edecekter mi?' diye bile düşünmemeliydi."O, karşılık beklemeksizin, insanlığın mutluluğuna hizmet edebilecek adam yetiştirmenin, en büyük zevk olduğunu söylüyor ve şöyle diyordu: "Bahçesinde çiçek yetiştiren insan, bu çiçekten birşey bekler mi? Adam yetiştiren insan da, çiçek yetiştirendeki hislerle hareket etmelidir. Ancak bu tarzda düşünen ve çalışan adamlardır ki, memleketlerine, milletlerine ve bunların geleceğine faydalı olabilirler".Atatürk'e göre, milletler arasında düşmanlıkların yerini akrabalık bilinci almalı idi. Kıta'alar ve milletler arasında ırkçı ve şoven yaklaşımlar, yerini bütün insanlığın paylaştığı bazı ortak değerlere terk etmeli idi. "İnsanları mesut edecek yegâne vasıta, onları birbirine yaklaştırarak, onları birbirlerine sevdirecek karşılıklı maddî ve manevî ihtiyaçlarını temine yarıyan hareket ve enerji idi. Dünya barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu, ancak bu yüksek ideal yolcularının çoğalması ve muvaffak olmasıyla mümkün olacaktı. Dünya vatandaşları kıskançlık, aç gözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde eğitilmeli, insanlığın bütününün refahı, açlık ve baskının yerini almalıydı." Bütün milletlerin çağdaş uygarlık düzeyinde birleşmesi, bu ortak uygarlığa dahil olması Atatürk'ün en samimî arzusu idi. Çünkü O, insanlığın hepsini bir vücut ve her milleti bunun bir organı sayıyordu.Atatürk'e göre, insanlar arasında artık hiçbir renk, din ve ırk ayırımı tanımayan bir ahenk ve iş birliği çağı açılmalı, milletler bağımsızlıklarını, millî niteliklerini, millî kültürlerini kaybetmeksizin, her türlü emperyalist görüşün dışında, insanlığın ortak değerlerinde birleşmeli idi. Bu ortaklaşa değerlerin kıtaları birbirine bağlaması, insanları renk, ırk ve din farkı gözetmeksizin birbirine yaklaştırması lâzımdı. Çünkü insanlığın yükselmesi, insanlık idealinin gerçekleşmesi bu şuurun ayakta tutulmasına bağlı idi. İşte Atatürk, görüş ve düşünceleriyle, bu yönüyle de insanlık tarihi önünde aşılamayacak bir büyüklüğü temsil etmektedir.Son söz olarak diyebiliriz ki, Atatürk'ün hayatı, şahsiyeti ve eseri incelendiği zaman, insanoğlu, hayranlığını gizleyememekte; bu millî kahramanı kutlamakta, bu kutsal mücadelenin önünde saygı ile eğilmektedir



    link vermek gerekirse, bu son yazıların antoloji'de tarihçiler grubundan alındığını sanmaktayım...

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 18/9/2007 - LINKLER2 - ATATÜRK, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK.g
  • Kategori: ATA VE TURKLUK

    ----

    10NCU YIL NUTKU
    Türk Milleti!
    Kurtuluş Şavaşı'na başladığımızın on beşinci yılındayız.Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.Kutlu olsun!Şu anda, büyük Türk milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.

    Yurttaşlarım!
    Az zamanda çok ve büyük işler yaptık.Bu işlerin en büyüğü,temeli,Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir.Bundaki muvaffakiyeti, Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak,azimkârane yürümesine borçluyuz.Fakat yaptıklarımzı asla kâfi göremeyiz;çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz.Yurdumuzu, dünyanın en mamur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi, en geniş, refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.Bunun için, bizce zaman ölçüsü,geçmis asırların gevşetici zihniyetine göre değil,asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir.Geçen zamana nispetle daha çok çalışacağız,daha az zamanda daha büyük işler başaracağız.Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur.Çünkü,Türk milletinin karakteri yüksektir; Türk milleti çalışkandır; Türk milleti zekidir. Çünkü, Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin,yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda,elinde ve kafasında tuttuğu meşale,müspet ilimdir.Şunu da ehemmiyetle tebaruz ettirmeliyim ki,yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihî bir vasfı da,güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrî zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini ve millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek millî ülkümüzdür. Türk milletine çok yakışan bu ülkü, onu, bütün beşeriyette, hakikî huzurun temini yolunda, kendine düşen medenî vazifeyi yapmakta muvaffak kılacaktır.

    Büyük Türk milleti!
    On beş yıldan beri, giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vadeden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiç birinde milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım.Bugün, aynı iman ve katiyetle söylüyorum ki, millî ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu, bütün medenî âlem az zamanda bir kere daha tanıyacaktır. Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, atinin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır.

    Türk milleti!
    Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.

    Ne mutlu Türküm diyene!

    Ankara, 29 Ekim 1933

    ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ
    Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyet'ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetln imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dagıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip
    olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!

    K. ATATÜRK
    20 Ekim 1927

     

     

    Nutuk;
    Yurdumuzun parçalanıp, işgal edildiği günlerden başlayarak, Türk tarihinde bir dönüm noktası olan İstiklal Savaşı'nı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ve inkılapların yapılışını, kısaca siyasi ve milli tarihimizi birinci elden anlatan değerli bir kaynak eseridir.

    Atatürk'ün kendi kaleminden çıkan bu eser, yine Atatürk tarafından, 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Ankara'da toplanan Cumhuriyet Halk Partisi'nin İkinci Kurultayı'nda toplam 36,5 saat süren ve altı günde okunan tarihi bir hitabeye dayandığı için Nutuk adını aldı.

    Nutuk, milleti ülkenin geleceğini belirleyecek olan milli birlik ilkesi etrafında bilinçlendirip, kenetlendirerek, milli irade ve milli hakimiyet kavramlarının harekete dönüştürülmesi yoluyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşundan Cumhuriyetin ilanına kadar uzanan başarılı bir tarihi akışın hikayesidir.

    Nutuk ilk defa 1927 yılında, biri asıl metin, diğeri belgeler olmak üzere Arap harfleriyle iki cilt olarak yayınlanmıştır. Aynı yıl, tek cilt halinde lüks bir baskısı da yapılmıştır. Yazı inkılabından sonra, bu ilk metnin okunması güçleştiği için 1934 yılında, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından üç cilt olarak yeniden yayınlanan Nutuk, son olarak Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi tarafından yeniden basıldı.


     

    KRONOLOJİ
    1881
    Mustafa Kemal, Selanik'te doğdu.
    1894
    Mustafa Kemal,Selanik Askeri Rüştiyesi'ne başladı.
    1896
    Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi'ne girdi.
    1899
    Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi'ni bitirerek, İstanbul'da Harp Okulu Piyade Sınıfına girdi.
    1902
    Mustafa Kemal, Harp Okulu'nu teğmen rütbesiyle bitirerek, Harp Akademisi'ne girdi.
    1905
    Mustafa Kemal, Kurmay Yüzbaşı olarak Harp Akademisi'nden mezun oldu.
    1906
    Atina Olimpiyatları'nda Yorgo Alibrantis adlı Türk, Dünya Rekoru kırdı. (1896 yılında yapılan ilk olimpiyata katılan ilk Türk Deliormanlı Koç Mehmet Pehlivan'dır.)
    1907
    Mustafa Kemal gizlice Selanik'e geçip, orada da, Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'nin bir şubesini kurdu.
    1908
    Mustafa Kemal, Selanik - Üsküp (şark) Demiryolları müfettişliğine atandı.
    1909
    31 Mart Olayı oldu.
    1910
    Mustafa Kemal, Selanik 3. Tümen kurmay başkanlığına atandı.
    1911
    Mustafa Kemal, Selanik’te bulunan 38. Piyade Alay Komutan Vekilliği’ne atandı.
    1912
    Balkan Savaşları başladı. Mustafa Kemal, Bolayır'da kurulan kolordunun hareket şubesi müdürlüğüne getirildi.
    1913
    İttihatcılar, sadrazam Kamil Paşa'yı uzaklaştırarak yerine Mahmut Şevket Paşa'yı getirdiler. (Babıali Baskını ile)
    1914
    Enver Paşa, Ahmet İzzet Paşa'nın yerine Harbiye Nazırı oldu.
    1915
    Mustafa Kemal, Sofya'dayken 19. Tümen Komutanlığına atandı.
    1916
    Müttefik Kuvvetleri, Seddülbahir'den çekildi.
    1917
    Mustafa Kemal, Hicaz Seferi Kuvvetler Komutanlığına atandı
    1918
    Mustafa Kemal, Alman İmparatoru tarafından, birinci rütbeden Kılıçlı Cordon ve Prussu nişanı ile taltif edildi.
    1919
    Lord Curzon'un, "Doğu Trakya'daki Türkler ile Batı Anadolu'daki Rumlar mübadele edilmelidir" yolundaki muhtırası açıklandı.
    1920
    Milletvekilleri Mustafa Kemal ile görüşmeye başladı.
    1921
    Yunanlılar, Eskişehir’e doğru ilerlemeye başladı.
    1922
    San Remo Konferansı kararları, TBMM'de reddedildi.
    1923
    Mustafa Kemal'in annesi Zübeyde Hanım İzmir'de öldü. Karşıyaka'ya gömüldü.
    1924
    Gazi Mustafa Kemal İzmir'e gitti.
    1925
    Gazi Mustafa Kemal Konya'ya doğru yola çıktı.
    1926
    Türkiye - Şili dostluk antlaşması imzalandı.
    1927
    Amerika Birleşik Devletleri ile yeniden siyasal ilişkilerin kurulması için notalar alınıp verildi.
    1928
    Amsterdam Olimpiyatları başladı. (İlk dördüncülüğümüzün alınması. Tayyar Yalaz)
    1929
    Millet Mektepleri açıldı.
    1930
    Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti (Ulusal Ekonomi ve Araştırma Kurumu) kuruldu.
    1931
    Gölbaşı - Malatya Demiryolu işletmeye açıldı.
    1932
    Polis Teşkilat Kanunu kabul edildi.
    1933
    Gazi Mustafa Kemal, Ankara'dan Eskişehir'e yola çıktı.
    1934
    Polis Vazife Selahiyet Kanunu kabul edildi.
    1935
    İstanbul Ruhtım Şirketi Devletçe satın alındı.
    1936
    Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Atatürk tarafından açıldı.
    1937
    Şark Demiryolları (Sirkeci - Edirne) satın alındı.
    1938
    Türkiye-Irak-İran-Afganistan arasında aktedilen "Sadabat Paktı" T.B.M.M'de onaylandı.


    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 18/9/2007 - LINKLER2 - ATATÜRK, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK.f
  • Kategori: ATA VE TURKLUK

    Asagida Atatürk'ün 1922' de yaptigi bir konusma  yazmaktadir. Çok dikkatli ve sonuna kadar okumanizi  rica ediyorum. Acaba Atatürk bu konusmayi sadece 1922 yili için mi yapmis merak ediyorum. Siz ne dersiniz? Cevabini kendinize ve arkadaslariniza verebilirsiniz. "Posta adresini bildiginiz kisilere de bu postayi göndermeniz dilegiyle" 

    Bugra Gurdal

     

     

     

     

     


    > >=======================================================
    > >
    > >Meclis konusmasindan. Is bankasi kültür yayinlari:
    > >TBMM Gizli celse zabitlari cilt-3)
    > >
    > >6 Mart 1922 Mustafa Kemal "... Hepiniz bilirsiniz ki,
    > >Avrupa'nin en önemli devletleri, Türkiye'nin
    > >zarariyla, Türkiye'nin gerilemesiyle ortaya
    > >çikmislardir. Bugün bütün dünyayi etkileyen,
    > >milletimizin hayatini ve ülkemizi tehdit altinda
    > >bulunduran, en güçlü gelismeler, Türkiye'nin
    >zarariyla
    > >gerçeklesmistir. Eger güçlü bir Türkiye varligini
    > >sürdürseydi, denebilir ki Ingiltere'nin bugünkü
    > >siyaseti var olmayacakti. Türkiye, Viyana'dan sonra
    > >Peste ve Belgrat'ta yenilmeseydi,
    >Avusturya/Macaristan
    > >siyasetinin sözü edilmeyecekti. Fransa, Italya,
    > >Almanya'da, ayni kaynaktan esinlenerek hayat ve
    > >siyasetlerini gelistirmisler ve güçlendirmislerdir."
    > >
    > >"... Bir seyin zarariyla, bir seyin yok olmasiyla
    > >yükselen seyler, elbette, o seylerden zarar görmüs
    > >olani alçaltir. Gerçekten de Avrupa'nin bütün
    > >ilerlemesine, yükselmesine ve uygarlasmasina
    >karsilik,
    > >Türkiye gerilemis, düstükçe düsmüstür. Türkiye'yi yok
    > >etmeye girisenler, Türkiye'nin ortadan
    >kaldirilmasinda
    > >çikar ve hayat görenler, zararli olmaktan çikmislar,
    > >aralarinda çikarlari paylasarak, birlesmis ve ittifak
    > >etmislerdir. Ve bunun sonucu olarak, birçok zekalar,
    > >duygular, fikirler, Türkiye'nin yok edilmesi
    > >noktasinda yogunlastirilmistir. Ve bu yogunlasma,
    > >yüzyillar geçtikçe olusan kusaklarda, adeta tahrip
    > >edici bir gelenek biçimine dönüsmüstür. Ve bu
    > >gelenegin, Türkiye'nin hayatina ve varligina
    >araliksiz
    > >uygulanmasi sonucunda, nihayet Türkiye'yi islah
    >etmek,
    > >Türkiye'yi uygarlastirmak gibi birtakim bahanelerle,
    > >Türkiye'nin iç hayatina, iç yönetimine islemis ve
    > >sizmislardir. Böyle elverisli bir zemin hazirlamak
    >güç
    > >ve kuvvetini elde etmislerdir."
    > >
    > >"...Oysa güç ve kuvvet, Türkiye'de ve Türkiye
    >halkinda
    > >olan gelisme cevherine, zehirli ve yakici bir sivi
    > >katmistir. Bunun etkisi altinda kalarak, milletin en
    > >çok da yöneticilerin zihinleri tamamen bozulmustur.
    > >Artik durumu düzeltmek, hayat bulmak, insan olmak
    > >için, mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün isleri
    > >Avrupa'nin emellerine uygun yürütmek, bütün dersleri
    > >Avrupa'dan almak gibi birtakim zihniyetler ortaya
    > >çikti. Oysa hangi istiklal vardir ki yabancilarin
    > >nasihatlariyla, yabancilarin planlariyla
    > >yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemistir.
    > >Tarihte, böyle bir olay yaratmaya kalkisanlar,
    >zehirli
    > >sonuçlarla karsilasmislardir. Iste Türkiye de, bu
    > >yanlis zihniyetle sakat olan bazi yöneticiler
    > >yüzünden, her saat, her gün, her yüzyil, biraz daha
    > >çok gerilemis, daha çok düsmüstür."
    > >
    > >"...Bu düsüs, bu alçalis, yalniz maddi seylerde
    > >olsaydi, hiçbir önemi yoktu. Ne yazik ki Türkiye ve
    > >Türk halki, ahlak bakimindan da düsüyor. Durum
    > >incelenirse görülür ki, Türkiye Dogu 'maneviyati'yla
    > >sona eren bir yol üzerinde bulunuyordu. Dogu'yla
    > >Bati'nin birlestigi yerde bulundugumuz, Bati'ya
    > >yaklastigimizi zannettigimiz takdirde, asil mayamiz
    > >olan Dogu 'maneviyati'indan tamamiyla soyutlaniyoruz.
    > >Hiç süphesizdir ki bu büyük memleketi, bu milleti,
    > >çöküntü ve yok olma çikmazina itmekten baska, bir
    > >sonuç beklenemez (bundan)."
    > >
    > >"... Bu düsüsün çikis noktasi korkuyla, aczle
    > >baslamistir. Türkiye'nin, Türk halkinin nasilsa
    >basina
    > >geçmis olan birtakim insanlar, galip düsmanlar
    > >karsisinda, susmaya mahkûmmus gibi, Türkiye'yi âtil
    >ve
    > >çekingen bir halde tutuyorlardi. Memleketin ve
    > >milletin çikarlarinin gerektigini yapmakta korkak ve
    > >mütereddit idiler. Türkiye'de fikir adamlari, adeta
    > >kendi kendilerine hakaret ediyorlardi. Diyorlardi ki
    > >"Biz adam degiliz ve olamayiz. Kendi kendimize adam
    > >olmamiza ihtimal yoktur." Bizim canimizi, tarihimizi,
    > >varligimizi bize düsman olan, düsman oldugundan hiç
    > >süphe edilmeyen Avrupalilara, kayitsiz sartsiz
    > >birakmak istiyorlardi. 'Onlar bizi idare etsin'
    > >diyorlardi." (Meclis konusmasindan.) ...Bilelim ki,
    > >ulusal benligini bilmeyen uluslar, baska uluslara yem
    >olurlar.
    > >
     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    şişko sıska -

    Tırtıl deliklerim

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS
  • -
  • antoloji'de ben
  • antolojim'de ben
  • ev2 (pwd için danışın)
  • bloggar'm
  • diğer blogcum
  • youtubem
  • sozluk
  • kult b.kurgu
  • k.delik vs.
  • snowqueen
  • tas
  • sozluk2
  • upload
  • live unfaithful
  • kus
  • iqtet
  • gezegende yas
  • uyduda kg.
  • timetravel
  • warp hizi prog.
  • evren ve jeo.devirlere..
  • metal bolumu mucka
  • zagor,hellingen
  • res.roman forum
  • zagor&supermayk
  • zagor, live
  • zagor,mayk2
  • zagor,hell,kiki manitu
  • zag,hell,kikki2
  • zagor&helling.3
  • akvaryum dünyası
  • emoticonunuzu yaratın:)
  • dunya siir
  • iqtest2
  • guzeloyku
  • askolcer
  • miniclip
  • siir dinledinlet
  • kg.
  • kod prog.
  • karısıkod
  • fare kod
  • lovepoems
  • tchorg
  • seviyo:)
  • tchshb

    Kategoriler


    Image Hosted by ImageShack.us turkuaz
    Image Hosted by ImageShack.us cinskediguzel
    Image Hosted by ImageShack.us kartopum
    Image Hosted by ImageShack.us geda
    Image Hosted by ImageShack.us nimo
    Image Hosted by ImageShack.us cicibisiiy
    Image Hosted by ImageShack.us lrem
    Image Hosted by ImageShack.us ehicran
    Image Hosted by ImageShack.us papatyadiyari
    Image Hosted by ImageShack.us sophia
    Image Hosted by ImageShack.us yaramazbebegim
    Image Hosted by ImageShack.us kasimpati
    Image Hosted by ImageShack.us bebekler
    Image Hosted by ImageShack.us iremnur
    Image Hosted by ImageShack.us enzondigital
    Image Hosted by ImageShack.us polyanna
    Image Hosted by ImageShack.us shadowgirl
    Image Hosted by ImageShack.us nilayak
    Image Hosted by ImageShack.us sihirlibahce
    Image Hosted by ImageShack.us katarsis
    Image Hosted by ImageShack.us obolukbasi
    Image Hosted by ImageShack.us thelosthighway
    Image Hosted by ImageShack.us beklemeodasi
    Image Hosted by ImageShack.us dusbahcesi
    Image Hosted by ImageShack.us nurtenaltinok
    Image Hosted by ImageShack.us kubradener
    Image Hosted by ImageShack.us nihatgenc
    Image Hosted by ImageShack.us berrinsulari
    Image Hosted by ImageShack.us huznunhikayesi

  • Sayfa: 1 - Toplam: 3
    | Sonraki Sayfa
    YouNeverCall
    Hicham Aboutaam



    C






    Get your own! Go Large!Cursors - Get this
    Falling Objects

    Image hosted by Webshots.com
    by xanal0n



    TV'de Bugün
    sitene ekle


    Ziyaretçi Defterini Oku Image hosted by Webshots.com
    by xanal0nImage hosted by Webshots.com
    by Ziyaretçi Defterine Yaz