Proje Müdürü
Adamın biri çarşıda gezinirken bir evcil hayvanlar mağazasının önünden geçer ve merak edip ne var ne yok diye içeri girip gezinmeye başlar. Maymunların olduğu yere gelince bir müşterinin maymunu alıp mağaza sahibine fiyatı sorduğunu görür. Satıcı 5.000 $ der ve müşteri hiç itiraz etmeden ödeyip çıkar.gezinen adam merak edip satıcıya sorar. Bu maymun neden bu kadar pahalı. Satıcı: - O maymun otocad, catıa, excell, word ü iyi bilir. Her türlü çizimi yapabilir, der. Adam şaşırır.Ardından başka bir müşteri bir maymun alır. O da 5.000 $ dır ve müşteri itiraz etmeden ödeyip çıkar. Gezinen adam tekrar şaşırıp satıcıya sorar. Satıcı - O maymun herlü projenin takibini onayını yapacak kabiliyettedir, der. Adam iyice şaşırmıştır. Ardından başka bir adam bir maymun alır ve satıcıya 25.000 $ öder ve çıkar. Zaten şaşırmış olan gezinen adam bu kez kafayı yer ve satıcıya: - Bu maymun neden ötekilerden pahalı, diye sorar. Satıcı: - Valla o maymun hepsini çok iyi bildiğini iddia ediyor ama ne kadar denediysem yapmıyor. Kendisinin proje müdürü olduğunu söylüyor, der.
-
Gerçek Aşk(bu hem muzur, hem fıkra, hem de traji komik esansları çağrıştırdı bana)
*Evlendiklerinde birbirlerine aşık olan karı koca zamanla ilişkileri kötüye gidince evliliklerini kurtarmak icin yaz tatilini ayrı ayrı geçirmeye karar vermişler. Böylece gerçekten birbirlerini sevip sevmediklerini anlayacaklar ve ilişkileri için bir karar vereceklermiş. Adam Bodrum a kadın da Marmaris e gitmiş. Tatilleri bitincede geri dönmüşler. Önce adam anlatmayabaşlamış: - Bodruma gittiğim ilk gece bir bara takıldım. İçkimi yudumlarken çok hoş, tek başına oturan bir bayangördüm ve yanına gittim. Davetime karşılık veren bu bayanla önce içki içtik sonrada yemek yedik. Daha sonra diskoya gittik. Sonra kadın beni oteline davet etti ve odasına çıktık. Gayet mutlu bir biçimde yatağa girdik ve tam sevişmeye başlayacaktık ki aklıma sen geldin ve seni sevdiğimi anladım, kalkıp giyindim ve otelime döndüm demiş. Kadın bu olaydan gayet memnun ama biraz tedirgin anlatmaya başlamış: - Bende Marmaris e gittim. Akşam barda otururken ısrarlı bir bakışla birisi bana kadehini kaldırdı. Bende gülümseyince yanıma geldi ve içki ısmarladı. Daha sonra yemeğe gittik. Arkasından disko ve beni oteline davet etti. İçkinin verdiği cesaretle odasına çıktık. Soyunduk tam sevişmeye başladık ki aklıma sen geldin. Seni sevdiğimi anladım, ama kalkamadım alttaydım. -
*Kabak Tarlası!
Amerikan askerleri, Türk askerlerine saldırmak üzereydi. Bunu gören komutan şöyle seslenir:
- "Askerler, çabuk donunuzu indirin ve eğilin, burayı kabak tarlası zannetsinler"
Amerikan uçakları transit devam eder. Az sonra bir Türk askeri Amerikan uçaklarının geri döndüğünü görür ve şöyle der:
- "Komutanım, komutanım şimdi de önümüzü dönelim de burayı hıyar tarlası zannetsinler."
-
Başına Pamuk Ekmiş(garip bişey bu:)))
Bir gün Hoca, bir acemi berbere tıraş olur. Adamcağız, ustura çaldıkça keser, kestiği yere de pamuk yapıştırırmış. Rahmetli, bir aralık kavuğuna uzanır. Berber utana, sıkıla: “Aman efendi, daha başınızın yarısı tıraş edilmedi.” deyince, Hoca kıs kıs güler: “Be evlat; sen başımın yarısına pamuk ektin. Bari bırak da ben de yarısına keten ekeyim!” der.
-
*Senden Cocugum Olsun İstiyorum(bu da traji komik esans çağrıştırıcısı gibi, esans olarak başlıyo ama sora çideme gelince normal traji komikleşioo)
Senden çocu um olsun istiyorum Aysel
-Ben de senden arabam olsun istiyorum Vedat, ama hala tık yok
-Tamam lan kendi kendime yaparım ben çocu u
-Senden çocu um olsun istiyorum Tarık
-Onu benim söylemem gerekiyordu Yeşim
-E be pez... yıllardır niye söylemedin o zaman... kötü kötü
konuşturuyosun beni...
-Senden çocu um olsun istiyorum
-Ben de az evvel bir bardak su istemiştim ama daha hala getirmedin
Çi dem.
-Önce çocuk sonra su İsmail...
-Lan deli karı şimdi çalışmalara başlasak, tohumun tutması,
ceninin oluşması,
gelişmesi, do ması 10 ayı bulur.. öldürecen mi lan beni sen susuzluktan
-Senden çocu um olsun istiyorum Özlem
-Bu cümleyi kaç kıza söyledin Hilmi?
-Babası oldu um 6 çocu un da annelerine söylemiştim (haha)
-Senden çocu um olsun istiyorum
-Kaç kilo istersin Cemal? istersen suyundan da koyayım, tam olsun haa..
-Senden çocu um olsun istiyorum Belma
-Efendim
-Senden çocu um olsun istiyorum dedim
-Pardon tanışıyor muyuz?
-Ayyy çok özür dilerim, ben Belma ile karıştırdım sizi.. özür dilerim..
ama sizden de bir çocuk yapabiliriz e er isterseniz.. :)
-Senden çocu um olsun istiyorum Gülşen
-Ben kısırım Ali Rıza
-Yavv, en azından bir deneseydik
-olmuyo Ali Rıza olmuyooo...
-Lan bari bir ön sevişme yapsaydık.. Tövbe... tövbeee
-Senden çocu um olsun istiyorum
-Buyur burda yapılmışı var.. zahmetsiz, u raşmadan..
-Nerden buldun lan bu bebe i...
-Aynı cümleyi daha evvel de duymuştum.. ondan sonra nasıl olduysa bu
oldu:)
-
*Bebek Nasıl Olur
1) Bebek nasil olur?
a- Seyin seye seytmesinden olur.
b- Gazeteler sertifika karsiliginda verir.
c- Süpermarketlerden alinir.
d- Erkegin disiyi döllemesiyle olur.
2) Bebek nasil olmaz?
a- Sanal sexle olmaz.
b- Eksik kupon toplarsaniz gazete vermez.
c- Tali yola saparsaniz olmaz.
d- Döllenme olmazsa olmaz.
3) Önsevisme nedir?
a- Taraflarin ön cephelerini birbirine dönerek sevismeleri hadisesidir.
b- Ayrintisal bir teferruat, olmasa da olur.
c- Yemeklerde istah açici olarak kulanilan aperitif gibi bir seydir. (güsell)
d- Birlesme öncesi yapilan ask oyunlaridir. (fasla mantıklı kaçtı)
4) Önemli olan boyu mudur, islevi mi?
a- Önemli olan bu ekonomik krizden sapasaglam çikmaktir. (yemi$ kafaıJ
b- Önemli olan boyu, kilosu ve rengidir.
c- Önemli olan islevi, görevi ve yetkileridir.
d- Önemli olan islemesidir.
5) Menopoz nedir?
a- Bir kadinin erkege poz vermesidir. )zekice)
b- Vatoz gibi bir balik çesididir.
c- Hipnozun erkekler tarafindan yapilanidir.
d- Kadinin dogurma yeteneginin bitmesidir.
6) En iyi afrodizyak sizce nedir?
a- Bir sise konyaktir.
b- Amonyaktir. (zuhaha)
c- Kirkayaktir.
d- Böyle bir sey yoktur, önemli olan eslerin uyumudur.
7) Çocuga cinsellikle ilgili bilgiler ne zaman verilmelidir?
a- Hiçbir zaman verilmemelidir, otursun dersini çalissin.
b- Ana rahmindeyken anlatmaya baslamalidir, anca ögrenir.
c- Bana ne kendisi ögrensin, bize ögreten oldu mu?
d- Uygun yaslarda uygun bilgiler vermelidir.
8) En iyi dogum kontrolü hangisidir?
a- Hiç iliskiye girmemek.
b- Iliskiden sonra kadinin amuda kalkmasi.
c- Esten baska birisiyle iliskiye girilmesi.
d- Çiftlerin tercihine ve bedenine uygun bir yöntem seçilmelidir.
9) Fanteziler hakkinda ne düsünüyorsunuz?
a- Benim iyi bir is bulma fantezim var. (hong kong’lu İngiliz bir finansçı olmalı bu haha)
b- Fantezi müzigin hastasiyim abi.
c- Fantezi deyince benim aklima dis protezi gelir.
d- Fanteziler eslerin cinsel hayatlarini renklendirebilir.
10) Cinsel bilgilerinize güveniyor musunuz?
a- Elhamdülillah güveniyorum.
b- Sapina kadar erkegiz icabinda. (neyin ne icabı yaw)
c- Bu devirde babana bile güvenmeyeceksin abi.
d- Güveniyorum ama yeni bilgiler ögrenmeye de açigim
-
2050 Türkiyesi
Yil 2050, madeni 1 milyar liraliklar tedavüle girdi. (Hadi Hayirlisi )
Yil 2050, Kemal Dervis ekonomiyi düzeltecek 1213. ekonomi planini açikladi (Masallah)
Yil 2050, esnaf yurt genelinde yaptigi eylemlerde 2001 den bu yana 1 milyonuncu sehidini verdi (Allahrahmeteylesin)
Yil 2050, Kemal Dervis in 15 günde 15 yasa projesinin 6. yasasi nihayet meclisden geçti..(Kim Tutar Seni)
Yil 2050, Reha Muhtar Ana haber de reytign rekorlari kiriyor.(Aman Allahim kabus görüyorum)
Yil 2050, Televole de aptal mankenler hala kavga ediyor.( Zavalli insanlar)
Yil 2050 , 10 Milyon ögrenci yarin üniversite sinavina girecek. (Hiç sasirmadim)
Yil 2050, Türbanli ögrencilerden sonra toka takan,spor ayakkabi giyen ve 1 numaradan büyük saç lari olanlar okula giremez.( Yasasin Özgürlük)
Yil 2050, Fenerbahçe sampiyonlar liginde ilk puanini aldi.(Pravo)
Yil 2050, Türk Lirasi ndan 12 sifir atilmasina karar verildi.(Nihayet)
Yil 2050, emeklilik ya$i erkekler için 84, kadinlar için 82 ye çikarildi; ama maa $lar hala ödenemiyor.(Geçikmis Karar)
Yil 2050,dünyanin en büyük çölü Türkiye oldu. Ne kadar kina yaksak azdir.(Çölde Deve varmi deve?)
Yil 2050, Kurdumuz ve Ku$umuz hala ba$ta! , politik kariyerlerini basari ile sürdürüyorlar.(Ikisini Çiftlestirin)
Yil 2050, trafik kazalarinda ölen ve yaralanan yurtta$larimizin sayisi Norveç in nüfusunu 7 ye katladi.(Çok Az)
Yil 2050, Türk bilim adamlari Van Gölü canavari ile enflasyon canavarini çiftlestirmeyi basardilar. Ortaya ne çikacagi merakla bekleniyor.(One Dolar Çikar ))
Yil 2050, ya$asin, Eurovizyon sarki yari$masinda tekrar 3. olduk. (Bu bulamayanlar var)
Yil 2050, GAP in hizmete girmesi için sadece 556 baraj ve 75 tünel in$ aati kaldi.
Yil 2050, Heyyytt be!!! Türk televizyonculugu bir ilke daha imza atti. Bizimkiler zaman ve kara delikler hakkinda kitaplari bulunan felçli bilim adami Stephen Hawking e nihayet, Maraba Televole dedirtmeyi basardilar. (bu ne yaa hahahah)bu ptz bendendi, dayanamadım:)
Yil 2050, Televole muhabirlerimiz sirf günün sorusu için Uranuse gittmeyi basardilar.
Yil 2050, sosyal demokratlar birle$mek için, nihayet 361 kola daha bölündüler!
Yil 2050, soyut ressam Conan Evren in ibibikler Öter Ötmez isimli tablosunu açik artirmada 550 trilyara isminin açiklanmasini istemeyen bir ki$i satin aldi.
Yil 2050, Tansu Çiller, Uranus teki yalisinin dedesinden miras kaldigini açikladiJ))))))))
-
*Domatesler ve Hıyarlar
ıki çiftlik sahibinden birisi kadın diğeri erkekmiş. Erkek çiftçinin domatesleri çok çabuk kızarıyormuş. Kadın çiftçi birgün komşusuna sormuş.
Komşusu;
- Her sabah domateslere bakarak fermuarımı açıp cinsel organımı gösteriyorum domatesler çabuk kızarıyor demiş.
Bayan komşu bende yapayım bakalım faydası olacak mı demiş.
Birkaç gün sonra erkek çiftçi sormuş;
- Nasıl domateslerinizde değişklik oldumu komşu? .
- Domateslere bende hergün senin gibi sabahları etegimi kaldırıp cinsel organımı göstermeye başladım ama hiç bir değişiklik olmadı
fakat domateslerin yanındaki hıyarlar çok hızlı büyümeye başladılar .
-
Buz Tutan Göl
Temel dünya turuna çıkar ve yolu Kanada ya da düşer. Kırk yılda bir Karadeniz de hamsi avlamaktan daha değişik bir fırsat çıktığını düşünerek buz tutmuş bir gölde, buzu kırıp balık tutmaya özenir ve işe koyulur. Tam buzu kıracakken, insanın içini titreten bir ses duyulur: - Oğlum burada balık yok! Temel az öteye gidip tekrar buzu kıracakken ses yine gürler, - Burada balık yok dedim sana... Temel in eli ayağı titreyerek seslenir: - Tanrım, sen misun yoksa? Ses yeniden duyulur, - Hayır oğlum, ben buz hokeyi stadının spikeriyim.
-
**Ensesine vurulacak kadın(haaa Namı KemalJ)
Zenginler kulübü özel bir yarışma düzenlemişti. Açık havada yapılacak olan bu yarışmanın etapları şu şekildeydi, ortada bir masa ve masanın üzerinde çok sert bir içki olacaktı, yarışmacı bu içkiyi bir dikişte içecek, ondan sonra koşarak karşıdaki mağaraya girecek, mağaranın içindeki çok vahşi bir ayının ensesine bir tokat vurup mağaranın diğer kapısından dışarı çıkacak ve dışarda bekleyen çok güzel bir kadınla sevişecekti. Bu etapları tamamlayabilen yarışmacı birinci olacaktı... İlk olarak Alman yarışmacı tezahüratlar içinde masanın yanına gelir, seyircileri selamladıktan sonra içkiyi kafasına diker. Fakat içki o kadar serttir ki Alman bunu içer içmez olduğu yere yığılıp kalır. İkinci olarak masanın başına Fransız gelir, o da seyircileri selamladıktan sonra kendinden gayet emin bir şekilde içkiyi kafasına dikip mağaraya doğru fırlar, fakat tam mağaranın ağzına geldiğinde içkinin tesiriyle sızıp kalır. Onu da alıp **ürürler. Son olarak Nam-ı Kemal masanın yanına gelir. Diğer yarışmacılar iri yarı izbandut gibi adamlar olduğu halde, Nam-ı Kemal ufak tefek, tok karnına 48 kg. gelen bir adamdır. Seyirciler epey gülüşürler fakat bizimki gayet kendinden emin bir şekilde içkiyi kafasına dikip gözlerini 15-20 saniye kapalı tuttuktan sonra yıldırım gibi fırlayıp mağaradan içeri girer. Biraz sonra içerden hırıltılar, gürültüler, bağrışmalar, feryatlar gelmeye başlar. Aradan 20 dakika geçer Kemal ortada yoktur, 30 dakika yok derken tam 45 dakika sonra diğer kapıdan kan-ter içinde çıkan Nam-ı Kemal, elinin tersiyle alnındaki teri silerek bağırır: - Nerede ensesine vurulacak kadın?
-
Coğrafya
Bölük komutanı Ali okulunu denetliyordu. Hasan a sordu: - Oğlum, dünya kaç parçadır? - Beş parçadır komutanım. - Say bakalım. - Avrupa, Asya, Amasya, Tosya, Okyanusya. - Sen nerelisin? - Kayseriliyim, komutanım. - Şu haritada Kayseri yi göster bakalım. Hasan Kastamonu yu işaret edince: - Oğlum, orası Kastamonu. - Kayseri nin bir mahallesi sayılır, komutanım.
http://www.komikdunya.com/default.asp?istek=fikra_oku&fikraid=1897 (bu adres harikaymış, gene göz atın bence:)
hayvan fıkraları:
Ağustos Böceği ve Karınca(Vay anam pes bu kadarına da:) fıkraya bak yaa)
*Ağustos böceği ve Karınca Yazin sicak,guzel gunlerinden bi gun yine bizim karinca serin sulara girip rahatlayip eglenmek yerine yine calismaktadir. Agustos bocegi ise evinin arka bahcesindeki havuzda guzel kizlarla birlikte eglenmektedir.Karinca bunu her gordugunde ise icin icin kiskanmakta ama -"Sen asil kisin gorecen" diyerek kendini avutmaktadir.Derken tum yaz boyle gecer ve yavas yavas sonbahar ve de kis gelir.Yagmurlu bir kis aksami karinca evinde,kucuk sobasinin onunde oturmus pencereden disari bakmaktadir.Elinde de yazin topladigi yemek parcaciklarini yemektedir. Derken evin onune bir limuzin gelir. -"Allah Allah" der icinden. -"Bu kimdir acep?". Sofor cikar ve en arka kapiya gider.Kapiyi acinca icerden once iki tane fistik gibi kiz ve ardindan kurkler icinde bizim agustos bocegi cikar.Yavas yavas karincanin evine dogru gelir.Pencereden cikar ve -"Hayrola agustos bocegi" der karinca. -"Ne olsun iste..Bizim arkadaslar cagirdi da Paris te parti varmis,oraya gidiyorum" der agustos bocegi. -"Sen de bir sey ister misin? diye bir ugrayayim dedim." Karinca;
-"Sagolasin.Aslinda var bisiy.Yaparsan sevinirim valla.Orda yasayan La Fontaine adinda bir **** varmis. Benim icin onu bi guzel s’termisin!..?"
Devekuşu ile aslan
Devekuşu bir aslanın geldiğini görünce çok korkmuş. Hemen kafasını kuma sokmuş. Aslan devekuşunun yanına gelmiş, çevresinde bir iki tur atmış. Karnı tokmuş aslanın konuşacak arkadaş arıyormuş. Devekuşunun arkasında durmuş. Pençesiyle devekuşunun ayağına şöyle bir dokunmuş. “ Arkadaş, bakar mısın? Biraz sohbet edelim, canım sıkılıyor da ” diyecekmiş ki burnunun üstüne yediği tekme ile sırtüstü yere yığılmış. Devekuşu şaşkın bir halde ne oldu, kime vurdum, diyerek kafasını kumdan çıkarmış. Bakmış aslan boylu boyunca yatıyor. Öldüğünü zannetmiş. Çevrede ne kadar devekuşu varsa toplayıp getirmiş. Başlamış palavra atmaya: “ Yok işte aslan gelip ona sataşmış. Bu da demiş ki: Bak aslan git sonra canını yakarım. Aslan hakaret etmiş, bunu itelemiş. Bu da aslanı ayağının altına almış, çiğnemiş, yerlerde sürüklemiş. “ Diğerleri de devekuşuna katılmışlar. Atmışlar, tutmuşlar. Biz olsaydık şöyle yapardık, böyle yapardık diye. Baygın aslan kendine gelince bakmış herkes atıp tutuyor. Bir kükremiş, yer gök inlemiş. Bütün devekuşları kafalarını kuma sokmuş. Aslan orada fazla eğlenmemiş, kaçıp gitmiş.
( hahahhah ne acayip şeyler rr nerden buluyolr ama güselll:))
http://www.nazlimcafe.com/fikra/bolumler15.htm
Gerdek gecesi
Dvm edecek
Hadi bi tanede kendimden ekliyim yeni ağza eski taam, nerde tamtam:)
Bir gün bi çocuk salıncakta sallanıyomuş Yoldan geçen adam bunu görmüş, şenlenmiş: Kendi çocukluğunu hatırlayınca, içi bir hoş olmusmus.
Çocuk, hala sallanıyordur… Sonra adam buna sormuş yaklaşıp: “Sen büyüyünce ne olacan?” “Salıncak salın/cak..” diye hep aynı şeyiş söylemiş cocuk
(Bir yandan da elinde elma şekerini kemiriyormus “cum cum homur” sesleri eşliğinde.Yanakları derkene daha sismis. “cek, cak, haydi elime çakk; cem, cam “ diye diye ordan kalkıp gitmiş evine adam bakakalmışh)
J))))))))))))) hahaha bu da linguistiksel bir yaklasım oldu ama sans eseri,ööle gelishti……doğaçlama –akın
Bir de temel fıkrası üretmeye başlayayım. Hadi bakalım:
Temel bir gün sahil boyunca gidiyormuş. Karadenizin dalgalı suları eşliğinde kemençe çalmaya başlamış. Ama öyle oynamış öyle oynamış ki, kendini tutamayan, Nihjhat Genç’in dediği o kişiliği güçlü küçük Karadeniz balıkları da ona katılmaya başlamış. “Eywallah Şehri” görüntüsü tüm dünyadan yokolmuş. Tüm tablalardaki balıklar da canlanıvermiş. Türkiye genelinde deprem olmuş. İşsiz kalan balıkçılar yürüyüşlere başlarkene, hükümet de zor durumdaymış artık. Grevler mrevler. Herkes özgür olmuş. Matadorlar bile işsiz kalmış. Kurban bayramı uzak ara tatile girmiş.
Hükumet düşmüş. Ama gelen, daha hakça yönetmiş…
:)))
---
Parantez içi isim yakıştırmaları koymak zorunda kaldım. Nonamedi:) “2005 Türkiyesi” fıkrasındaki ptzler hairçç:)
Başlık yanında yıldız olanlar muzurdur,uyarı kabilinden, bence işaretlendi
derleyen akın akça
şubat 19 2007 sabah sabah 9.33/10.14
© akın akça cic
|