IP adresi



sayfa içeriği

merhaba

  • 26/4/2007 - Motivasyon Üzerine bir hikaye
  • Kategori: HIKAYE

    MOTIVASYON UZERINE BIR HIKAYE

    Jerry, cevresindekilerin cok sevdigi insanlardan biriydi. Keyfi her zaman

    yerindeydi. Her zaman soyleyecek olumlu birsey bulurdu. Hatta bazen

    etrafindakileri cildirtirdi bile. Bu adam bu halde nasil bu kadar iyimser

    olabiliyor diye. Birisi nasil oldugunu sorarsa "Bomba gibiyim" diye

    yanit verirdi hep; Bomba gibiyim.

    Jerry bir, dogal motivasyoncuydu. Yaninda calisanlardan biri o gun

    kotu bir gunundeyse, Jerry yanina kosar, duruma nasil olumlu bakilacagini

    anlatirdi. Bu tarzi fena halde dusunduruyordu beni. Birgun Jerry'e

    gittim. Anlayamiyorum dedim, nasil oluyor da, her zaman, her kosulda

    bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun, nasil basariyorsun bunu?

    "Hersabah kalktigimda kendi kendime; Jerry bugun iki secimin var.

    Havan ya iyi olacak ya kotu derim"

    "Havamin iyi olmasini secerim. Kotu birsey oldugunda, yine iki secimim

    var. Kurban olmak ya da ders almak. Ben basima gelen kotu seylerden

    ders almayi secerim. Birisi bana birseylerden sikayete geldiginde; yine iki

    secimim var. Sikayetini kabul etmek ya da ona hayatin olumlu yanlarini

    gostermek. Ben hayatin olumlu yanini secerim."

    "Yok yahu" diye protesto ettim. Bu kadar kolay yani" dedim.

    "Evet kolay" dedi Jerry, hayat secimlerden ibarettir. Her durumda bir

    secim var. Sen her durumda nasil davranacagini secersin.

    Yani sen hayati nasil yasayacagini secersin.

    Jerry'nin sozleri beni oldukca etkiledi.

    Onu uzun yillar goremedim.

    Ama hayatimdaki talihsiz olaylara, dovunmek yerine,

    secim yapmayi tercih ettigimde hep onu hatirladim.

    Yillar sonra Jerry'nin basina cok

    tatsiz bir olay geldi. Soygun icin gelen hirsizlar, panige kapilip Jerry'i

    delik desik etmisler.Ameliyati 18 saat surmus, haftalarca yogun bakimda

    kalmis. Taburcuedildiginde kursunlarin bazilari hala vucudundaymis.

    Ben onu olaydan 6 ay sonra gordum. Nasilsin diye sordugumda

    "bomba gibiyim" dedi. Bomba gibi...

    Olay sirasinda neler dusundun Jerry dedim. "Yerde yatarken iki

    secimim var diye dusundum, ya yasamayi sececektim, ya da olumu.

    Ben yasamayi sectim"dedi.

    Korkmadin mi, suurunu kaybetmedin mi?

    "Ambulansla gelen saglik gorevlileri harika insanlardi, bana hep

    iyileseceksin, merak etme dediler.

    Ama acil servisin koridorlarinda sedyemi hizla surerlerken doktorlarin ve

    hemsirelerin yuzundeki ifadeyi gorunce ilk defa korktum.

    Bu gozler bana "Bu adam olmus" diyordu.

    Birseyler yapmazsam, biraz sonra olu bir adam olacaktim gercekten".

    "Ne yaptin "diye merakla sordum Jerry'e.

    "Kocaman bir hemsire yanima yaklasti ve herhangi bir seye alerjim

    olup olmadigini sordu. "Evet "diye yanit verdim. "Var..."

    doktorlar ve hemsireler merakla sustular.

    Derin bir nefes alarak kendimi topladim ve bagirdim.

    Benim kursunlara alerjim vaaar !!!

    Doktorlar ve hemsireler gulmeye basladilar, tekrar bagirdim...

    Ben yasamayi sectim. Beni bir canli gibi ameliyat edin,

    otopsi yapar gibi degil..."

    Jerry sadece doktorlarin buyuk ustaliklari sayesinde degil, kendi olumlu

    tavrinin buyuk katkisi ile yasadi. Yasamasi bana iyi bir ders oldu.

    Her gun hayatimizi dolu dolu yasamayi secme sansimiz ve hakkimiz

    oldugunu ondan ogrendim ve herseyin kendi secimimize bagli oldugunu...

    Bu yaziyi okudunuz. Simdi iki seciminiz var:

    1 - Unutup gitmek

    2 - Saklamak ve dostlariniza forward etmek.

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 25/4/2007 - CANLI KARDAN ADAM
  • Kategori: HIKAYE

    CANLI KARDAN ADAM

     

            Hergün yirmi dakika kadar dua etmek Peder Bouldrealt 'ın alışkanlığıydı.Ama 1875 yılının noeline yakın bir pazar sabahı duasını kısa kesti.Çünkü küçük kilisenin içi her geçen dakika dahada kararıyordu.Edindiği tecrübelerden biliyordu ki kısa bir süre sonra büyük bir fırtına kopacaktı.bir an önce  balığa çıkıp dönmeliydi...

            Gerçekten de bir saat sonra Stt.Lawrence   Körfezi'ndeki Magdelen adalarından biri olan Grindstone'da korkunç bir fırtına patlak vermişti.

            Dört gün sonra fırtına dinince bir grup çocuk ,kızak yapmak için tahta aramak üzere sahile gittiler.Kısa bir aramadan sonra kendilerine gerekli olan tahtaları buldular;kereste yüklü bir  gemi batmıştı.fırtına nedeniyle ... kendilerine gerekli olan tahtaları alıp yola koyuldular.

            En önde yürüyen çocuk ,birden korkunç bir çığlık attı,gözleri fal taşı gibi açılmıştı;nefesi kesilmiş,korkudan kaskatı olmuştu.Karşılarında kendilerine doğru gelen bembeyaz bir dev vardı.Bir kardan adamdı bu.Ağır adımlarla sağa sola  yalpalanarak bir sarhoş gibi yürüyordu.Çocuklar ellerindeki tahtaları atarak kaçmaya başladılar.

            Ertesi sabah güneşin ilk ışıklarıyla birlikte ,bir grup balıkçı ,ağlarını alarak sahile indiler.bir süre sonra ise işlerini bitirmişlerdi.Av bereketli olmuştu.Kasabaya dönmek üzere yola çıkmışlardı.Fakat bir süre sonra önde yütüyen balıkçının çığlığı ile dona kaldılar.Yine kendilerine doğru yürüyen beyaz devle karşılaşmışlardı.Hepsi korkudan kaçıp soluğu Peder Bouldrealt 'ın  evinde aldılar.

            Peder Bouldrealt 'ın "yarın sabah tüfeklerinizi ayarlayın beraber aramaya çıkarız." dedi.Şafakla birlikte aramaya çıktılar.Kısa bir süre sonra onu bir kayanın dibinde yatarken buldular.Başlarında Peder Bouldrealt 'ın olmak üzere korka korka yanıan vardılar.PEder yavaş yavaş elini dokundurdu dokunma ile birlikte kardan adamda da kıpırdamaya başladı.Herkes kaçtı ama onun kıpırdayacak hali yoktu....Ağzı kıprdadı ve
    "peder peder !" diye inledi."Tanrım,konuşan bir kardan adam bu" diye bağırdı peder.

            Kardan adamı alıp kasabaya getirdiler.Pederin evine vardılar.Sıcaklık nedeniyle karadan adam yavaş yavaş erimeye başladı.Karların erimesiyle de bir insan vücudu ortaya çıkmaya başladı.bir süre sonra da adam koma durumunda kendinden geçti.

            Bir süre sonra kendine gelince konuşmaya başladı.adı ,Auguste le Boudais idi.Quebec ile Liverpool arasında sefer yapan Calcutta adlı gemide çalışıyormuş.Kereste yüklü olan gemi birkaç gün önce fırtına da batan gemiden kurtulup karaya çıkmış yalnız kendisi kurtulmuş kazadan ve çıktığı yerde donarak karlarla örtülmüş vucudu.

            Canlı kardan adam daha sonra Grindstone adasına yerleşerek ada halkının önde gelen kişilerden biri olmuş ve hayatını borçlu olduğu insanların mutluluğu için elinden gelen herşeyi yapmış.

     

    Yorum ( 2 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 25/4/2007 - alıntı bir hikaye
  • Kategori: HIKAYE

    ALINTI BİR HİKAYE
    Genç kız feci bir hastalığın pençesinde kıvranıyordu. Yaralı kalbi artık bu dünyaya
    daha fazla dayanamamaya başlamıştı. Çok zengin olan ailesi tüm gazetelere,
    kalp nakli için ilân vermişlerdi... Canını feda edecek birini arıyorlardı...
    Genç kız ise her gün hastane odasında biraz daha solmaktaydı.

    Yine yalnızdı odasında, gözü yaşlı, boynu bükük ölümü bekliyordu...
    Gözlerini kapadı, bu küçük odada gözyaşı dökmekten bıkmıştı... Yine de
    engel olamadı pınar gibi çağlayan gözyaşlarına. Sevdiği geldi aklına,
    fakir ama onu seven sevgilisi... Her gün aynı şeyleri düşünüyor,
    anıları bir film şeridi gibi gözünün önünden geçiyordu...

    'Param yok ama sana verebileceğim sevgi dolu bir kalbim var' demişti
    delikanlı... Genç kızda zaten başka birşey istemiyordu...Sevgiye muhtaç biri,
    sevdiğinin sevgisinden başka ne isteyebilirdi ki... Ama olmamıştı işte,
    dünyalar kadar olan sevgilerinin arasına, o lanet olasıca para girmeyi bilmiş,
    onları ayırmıştı... İşte paranın geçmediği zamanlara gelmişlerdi...
    Ne önemi vardı artık? Şu son günlerinde, sevdiği yanında olsa yeterdi...

    Ayrılıklarından bu yana beş bitmeyen, çile dolu yıl geçmişti...Her günü zehir,
    her günü hüsran... Ama genç kız hep sevgisini yüreğinde taşımış, kalbini
    kimseyle paylaşmamıştı. Sevdiğini düşündü işte o an.. Acaba o neler yapmıştı
    bu kadar sene boyunca.. Kimbilir kiminle evlenmiş, çoluk çocuğa karışmıştı...
    Gözlerinden bir damla yaş daha damladı kurumuş, bitmiş ellerine. Ellerine baktı,
    bir zamanlar ellerinin, elerini tuttuğunu hayal edip, her gün saatlerce ellerini
    seyrederdi... En çok da saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş,
    koklamıştı onları. Her bir tanesi koptuğunda, kalbine bir ok daha saplanıyordu.
    Kalbi yine sızlamaya başlamıştı. Belki sevdiği yanında olsa,
    kalbi bu kadar yorulup, veda etmezdi yaşama... Zaten artık ölüm umrunda
    değildi genç kızın. Sevdiğinden ayrı yaşamanın ölümden ne farkı vardı ki...

    Tekrar o geldi aklına... Keşke keşke yanımda olsa dedi. Son bir kez elini tutsa
    yeterdi. Gözlerini son bir kez öpse, rahatça ebediyen gözlerini kapatabilirdi artık...
    Gözleri pınar gibi çağlamaya başladı. Sevdiğini son bir kez göremeden ölmek
    istemiyordu.. Ufak da olsa ondan bi hatırasını almadan bu dünyadan göçmek
    istemiyordu... Sevdiği, kimbilir kiminle beraberdi? Kendi, sevgi dolu kalbini kimseyle
    paylaşmayı düşünmemişti bile ama acaba o paylaşmış mıydı? Onun sevgisini
    silmiş atmış mıydı acaba kalbinden? İçi birden nefretle doldu. Üstüne büyük bir
    ağırlık çöktü. Onu düşündükçe her dakikasının zehir olması artık çok daha
    ağır geliyordu genç kıza... Ölmek istedi, artık yaşamak istemiyordu bu dünyada...
    Ama sevdiğinden bir hatıra almadan ölmeyeceğine and içmişti.

    Tekrar gözlerini açtı. Kimbilir belki de sevdiği onu unutmuştu.. Bu düşünceler
    içinde daldı... Birden babası girdi odaya, kızına kalp nakli için bir gönüllü
    bulduklarını müjdeleyecekti. Fakat genç kız çoktan uykuya dalmıştı...
    Bir meleği andıran masum yüzü, sevdiğinin özleminden sırılsıklamdı...

    O gece biri gözlerini dünyaya kapadı, genç kız ameliyata alındı. Tekleyen ve
    görevini yerine getirmeyen kalbi değiştirilmişti. Bir hafta sonra tekrar gözlerini
    açtı dünyaya genç kız. Ama dünya daha farklı geldi ona. Sanki bir şeyler eksikti...

    Aradan aylar geçmiş genç kız artık iyice iyileşmişti. Ama içindeki burukluğu bir
    türlü atamıyordu. Sevdiği aklına gelince kalbi eskisinden daha çok sızlıyordu...
    Bir kere, bir kere görebilsem diye mırıldandı... Kalbi yine sızlamaya başlamıştı.
    Yeni kalbi onu iyileştirmişti ama nedense her gece aniden hızlanıyor, onu
    uykusundan uyandırıyor ve sanki yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlıyordu...
    Genç kız bir anlam veremediği bu durumu doktora anlatmıştı ama
    ameliyatı kolay değildi, bir aya kalmadan geçer demişti doktor.

    Aylar geçmişti ama hâlâ aynıydı durum. Çiçeklerinin yanına gitti. Her gün
    onlarla saatlerce dertleşiyor, zaman zaman ağlıyordu onlara.. En çok kan
    kırmızısı gülünü seviyordu. Çünkü kırmızı gülün onun için yeri apayrı idi.
    O da genç kızla beraber gülüyor, onunla beraber ağlıyordu. Onu sevdiği gibi
    görüyordu genç kız. Ve gülünü sevdiğini ilk gördüğünde ona hediye edeceğine
    dair yemin etmişti. Başka türlü paylaşamazdı gülünü kimseyle...

    Kapı çaldı aniden. Kapıyı açtı ama kimse yoktu. Gözü yerdeki beyaz zarfa ilişti.
    Yavaşça eğilip zarfı yerden aldı. Birden kalbi deli gibi atmaya başladı. Ne
    olduğunu anlayamıyordu. Zarfın üzerinde ne bir isim, ne bir adres vardı.
    Zarfı açtı, içinden beyaz bir kağıda yazılmış bir mektup çıktı. Kalbi daha hızlı
    atmaya başladı. Onun kokusu vardı kağıtta. Evet, onun kokusu vardı.
    Yıllar yılı özlemini çektiği, yanında olabilmek için canını bile verebileceği
    sevdiğinin kokusu vardı mektupta... Başı dönmeye başladı. Koltuğuna geçip
    oturdu yavaşça... Kağıdı açtı ve elleri titreyerek okumaya başladı.

    'Sevgilim, senden ayrıldıktan sonra, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını
    bildiğimden dolayı, ne bir kimseyi sevebildim, nede kimseye bakabildim... Her
    günüm diğerinden daha zor geçti, çünkü her gün özlemin daha da artıyordu...

    Sana kitapları dolduracak kadar şiirler yazdım. Her biri diğerinden daha da
    hüzünlüydü. Yazdım, okudum, ağladım... Her gün yazdım, her gün okudum, senelerce
    ağladım... Her gece seni düşündüm sabahlara kadar, her gece senin yanında
    olmayı istedim. Ve her gece sensizliğe lanet ettim, uykuları haram ettim kendime,
    sensiz olmanın acısını gözlerimden çıkardım... Ve bir gün her şeyi değiştirecek
    bir fırsat çıktı önüme. Bunu fırsatı değerlendirmeyip, kendime haksızlık edemezdim.
    Ve değerlendirdim... Senden çok uzaklara gittim, belki seni unuturum diye...
    Ama tam tersi oldu. Seni daha çok özlüyorum artık...

    [a href='http://imageshack.us'][img src='http://khazarden.sitemynet.com/mynet_resimlerim/kumru_1_.gif' border='0' alt='Image Hosted by ImageShack.us' /][/

    Senden çok uzaklardayım belki ama yine de seni görmek için uzaklardan
    gelebiliyorum. Hem de her gece...Seni seviyor, seyrediyor ve eğilip sen uyurken
    yanağına bir öpücük konduruyorum.. Bazen gözlerini açıp bakıyorsun, geldiğimi
    bildiğini sanıyorum ama yine o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Yarın birbirimizi
    sevmemizin altıncı senesi... Hep ben geldim şimdiye kadar senin yanına, yarın da
    sen gel olur mu sevgilim.. Ha, unutmadan, sana hep sözünü ettiğim, kalbime iyi bak
    olur mu? Çünkü göz yaşlarımla, adını yazdım ona... Seni senden bile çok seven bir
    sevgi var kalbinin içinde unutma. Kırmızı gülü de unutma olur mu?
    Seni Seviyorum, Yanıma Gelinceye Kadar da Seveceğim...

    SEVGİLİN

     

    http://www.antoloji.com/uye/club/thatti/hat.asp?page=1&t=14.01.2007+12:10:47

    ESRARLI GÖZLER DİYARI

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 13/4/2007 - Yeninesiliz'den güzel bir hikaye
  • Kategori: HIKAYE

    Bir gün New York'ta bir grup is arkadaşı yemek molasında dışarıya çıkarlar. Gruptan biri kızılderilidir. yolda yürürken insan kalabalığı, siren sesleri, yolda çalışma yapan isçilerin araçlarının çıkardığı gürültü ve araçların korna sesleri arasında ilerlerken Kızılderili;kulağına cırcır böceği sesinin geldiğini söyler ve aranmaya baslar arkadaşları bu gürültü arasında bu sesi duyamayacağını, kendisinin öyle zannettiğini söyleyip yollarına devam ederler. Aralarından bir tanesi inanmasa da onunla birlikte aramaya devam eder. Kızılderili caddenin karsısına doğru yürür, arkadaşı da arkasından takip eder ve o binaların arasında bir kaç tutam yeşilliğin arasında gerçekten bir cırcır böceği bulurlar.
    Arkadaşı Kızılderili’ye "Senin insanüstü güçlerin var! Bu sesi nasıl duydun?" diye sorar.
    Kızılderili ise bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya
    Gerek olmadığını söyleyerek arkadaşına kendisini izlemesini söyler.

    Kaldırıma geçerler ve Kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı
    Kaldırım da yuvarlayarak atar. Birçok insan bozuk para sesinin ceplerinden
    Düsen bir paramı diye sesin geldiği yöne doğru bakar.

    Kızılderili arkadaşına dönerek;
    "Gördün mü? Önemli olan nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğine bağlıdır. Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin..." der.

     

    Ceyda

     

    Yeninesiliz.com

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 13/4/2007 - iki kalp hastası yaşlı adam
  • Kategori: HIKAYE

    Gönderen: Rengincik

    Alan: Grup: Serap Olmayacağım

    Tarih: 20.11.2006 05:44:00

    Konu: Iki kalp hastasi yasli adam

    ----------

    Ayni kalp rahatsizligiyla ayni kaderi paylasan iki yasli adam ayni odayi da paylasiyorlardi. Tek fark biri cam kenarinda digeri ise duvar dibinde yatiyordu. Cam kenarindaki yasli adam her gün camdan bakarak arkadasina disarisini anlatirdi.

     

    - 'Bugün deniz sakin, yine de hafif rüzgar var sanirim

    çünkü uzaktaki teknenin yelkenleri rüzgarla doluyor.

    Park bu sabah sakin, iki salincak dolu iki salincak bos,

    dünkü sevgililer yine geldi, ayni yere oturup konusmaya basladilar,

    elele tutustular, ne kadarda yakisiyorlar birbirlerine.

    Erguvan agaçlari ne kadar güzel açmis her yer mor bir renk almis,

    erik agaçlari da beyaz çiçekleriyle onlara eslik ediyor.

    Denizin üzerindeki martilar bugünkü yemeklerini ariyorlar,

    ne güzelde daliyorlar suya' Günler böyle geçip gidiyordu

    ta ki cam kenarindaki yasli adam kalp krizi geçirene kadar,

    iste o anda duvar kenarindaki adam dügmeye bassa kurtaracakti arkadasini

    ama seytana uydu, bunca zamandir sadece dinleyebiliyordu,

    artik görebilirdi de, iste bunun için dügmeye basmadi ve hemsireyi çagirmadi.

    Ayni kaderi paylastigi kisiyi ölüme gönderdi, ama o bunun hakli bir

    savunma oldugunu düsünüyordu. Ertesi gün hastabakicilar ölen yasli

    adamin yerine kendisini koymaya gelmislerdi. Hemen yataginin yerini

    degistirdiler, iste o günlerdir bakmak istedigi manzarayi nihayet görecekti.

    Basini kaldirdi ve pencereden bakti

     

    'Simsiyah bir duvar'

     

    http://sureyyam.blogcu.com/1343966/

     

    antoloji.com

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    şişko sıska -

    Tırtıl deliklerim

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS
  • -
  • antoloji'de ben
  • antolojim'de ben
  • ev2 (pwd için danışın)
  • bloggar'm
  • diğer blogcum
  • youtubem
  • sozluk
  • kult b.kurgu
  • k.delik vs.
  • snowqueen
  • tas
  • sozluk2
  • upload
  • live unfaithful
  • kus
  • iqtet
  • gezegende yas
  • uyduda kg.
  • timetravel
  • warp hizi prog.
  • evren ve jeo.devirlere..
  • metal bolumu mucka
  • zagor,hellingen
  • res.roman forum
  • zagor&supermayk
  • zagor, live
  • zagor,mayk2
  • zagor,hell,kiki manitu
  • zag,hell,kikki2
  • zagor&helling.3
  • akvaryum dünyası
  • emoticonunuzu yaratın:)
  • dunya siir
  • iqtest2
  • guzeloyku
  • askolcer
  • miniclip
  • siir dinledinlet
  • kg.
  • kod prog.
  • karısıkod
  • fare kod
  • lovepoems
  • tchorg
  • seviyo:)
  • tchshb

    Kategoriler


    Image Hosted by ImageShack.us turkuaz
    Image Hosted by ImageShack.us cinskediguzel
    Image Hosted by ImageShack.us kartopum
    Image Hosted by ImageShack.us geda
    Image Hosted by ImageShack.us nimo
    Image Hosted by ImageShack.us cicibisiiy
    Image Hosted by ImageShack.us lrem
    Image Hosted by ImageShack.us ehicran
    Image Hosted by ImageShack.us papatyadiyari
    Image Hosted by ImageShack.us sophia
    Image Hosted by ImageShack.us yaramazbebegim
    Image Hosted by ImageShack.us kasimpati
    Image Hosted by ImageShack.us bebekler
    Image Hosted by ImageShack.us iremnur
    Image Hosted by ImageShack.us enzondigital
    Image Hosted by ImageShack.us polyanna
    Image Hosted by ImageShack.us shadowgirl
    Image Hosted by ImageShack.us nilayak
    Image Hosted by ImageShack.us sihirlibahce
    Image Hosted by ImageShack.us katarsis
    Image Hosted by ImageShack.us obolukbasi
    Image Hosted by ImageShack.us thelosthighway
    Image Hosted by ImageShack.us beklemeodasi
    Image Hosted by ImageShack.us dusbahcesi
    Image Hosted by ImageShack.us nurtenaltinok
    Image Hosted by ImageShack.us kubradener
    Image Hosted by ImageShack.us nihatgenc
    Image Hosted by ImageShack.us berrinsulari
    Image Hosted by ImageShack.us huznunhikayesi

  • Sayfa: 1 - Toplam: 2
    | Sonraki Sayfa
    YouNeverCall
    Hicham Aboutaam



    C






    Get your own! Go Large!Cursors - Get this
    Falling Objects

    Image hosted by Webshots.com
    by xanal0n



    TV'de Bugün
    sitene ekle


    Ziyaretçi Defterini Oku Image hosted by Webshots.com
    by xanal0nImage hosted by Webshots.com
    by Ziyaretçi Defterine Yaz