IP adresi



sayfa içeriği

merhaba

  • 2/4/2008 - Winamp remote shoutcast olayları ve capital radio hk. hatırlatma
  • Kategori: MUZIK

    winamp remote, yeni winamp 5.52 le birlikte geliyor, özel olarak plugin yüklemeye gerek yok.
    yeni winamp 5.52 i yükleyin winamp remote'a üye olup shoutcast tv kısmından
    canlı radyo tvleri izleyin:

    frekans örnekleri:

    http://85.25.20.135:8020;stream.nsv (sundance radio.de - trance, techno etc.)
    -
    POPRADIO "http://81.169.183.253:8020;stream.nsv" TV***** POP-RADIO.DE www.pop.dj(TINY LIVE 20:17 cuma)
    wmpden dinlemek için: "http://www.pop-radio.de/stream_1_dsl.wmp.asx"
    video browser link:"http://www.pop.dj/video_popup.php?m=on&channel=1"
    pop radio irc cha "http://www.pop-radio.de/chucky/irc/irc.php"
    SweetyTiny, anya,23
    -
    radio silvermoon.net
    http://62.75.217.101:9020;stream.nsv (eski müzikler)
    -
    retro tv hungary macaristan
    http://91.120.50.11:8400;stream.nsv
    -
    High-energy-radio.net (70s 80s music)
    http://85.25.153.54:8000;stream.nsv
    -
    Pop radio Pop two, pop-stream.de
    http://87.230.83.8:8050;stream.nsv
    -
    Euer _ Radio.de
    http://217.172.188.168:8000;stream.nsv
    with Modi Sue, ROCKNACHT
    euer-radio.de

    pulsradio - http://tv.pulsradio.com
    pazartesi 11 sularında güzel müzik oluyo

    http://85.25.20.135:8020;stream.nsv
    SunDance-radio.de, radio silvermoon
    Çarşamba sabah 5lerde açı, haftasonları da sabah 8de

    RADIO DARKNESS:
    DJ KITTY AND DRAGON
    PAZAR SABAH 8 CİVARLARI

    radio.darkness.com
    http://stations.loudcity.com/569/listen.html (chronix aggression)
    http://www.loudcity.com/station/166/listen.aspx 8RADI DARKNESS) "http://pure30.thepuremix.net:8044" BU DA WİNAMP İÇİN

    euer-radio.de
    http://217.172.188.168:8000;stream.nsv

    örnekler çoğaltılabilir.

    gothmetal.org (gotham radio)
    http://82.134.68.36:8999/
    http://82.134.68.33:6666
    http://85.17.235.2:8782

    DIGITALLY IMPORTED HI ENRG european techno trance
    http://scfire-ntc-aa01.stream.aol.com:80/stream/1003

    her tür müzik va
    tv showları, 70lere dair falan eski bilimkurgu filmleri kanalları bile vardı.

    yeryüzüne winamp remote dan canlı streamde video ve muzik yayımı bile yapabiliyorsun
    ama henüz bunu tam anlayamadım

    bunun için ve farklıca,
    üç güzel plugin:
    http://www.winamp.com/plugins/details/120246 (shoutcast radyo listesi gösterici harika)
    http://www.download-indir.net/Program/Shoutcast_DSP_Plug_In.html
    http://www.softpedia.com/get/Multimedia/Audio/Audio-Plugins/Winamp-TV-Plugin.shtml (winamp tv)
    -

    capital radio hk. bir bilgilendirme de geçeyim isteyenler için.
    web sitesinden girince eklentiler falan hk. bilgilendiriyorlar.
    capital widget denilen programı vb. yükleyince
    capital radyoyu bilgisayarınzdan dinleyebiliyorsunuz yeni wm player 11 ile.


    ayrc. ek bi link:
    şarkı msne gösterici winamptan:
    http://www.winamp.com/plugins/details/144872

    akın

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 12/2/2007 - Mozart'ın kaybolan mezarı
  • Kategori: MUZIK

     

    Mozart müzik sanatında ulaşılmazlığın simgesidir. Şiirde Shakespeare'in olduğu gibi. onun sanat evreninde belirişi açıklanması olanaksız bir mucizedir."
    J.W.Goethe

    BİR DAHİNİN ÖYKÜSÜ

    Tuluyhan Uğurlu akademide okumak için Viyana'ya gittiğinde henüz 16 yaşındaydı, ailesinden ilk kez ayrılmıştı ve Almanca bilmiyordu. Bu büyük kentte geçen yalnız günlerinde harika çocuk olarak aynı kaderi paylaştığı Wolfgang Amadeus Mozart ona hep yardımcı oldu. Defalarca onun yaşadığı evlerin, farklı mekanların kapısına gidip, düşlerinde onunla dertleşti...

    Mozart üzerine bu yazıyı hazırlayan dostumuz Aysel İnceoğlu'na teşekkürlerimizle... 

    "Melodi, öğrenilmez, hissedilir". Baba Mozart, "Gel, Mozart" dedi, "seninle
    biraz ıslık çalalım".
    Baba Leopald Mozart Salzburg Piskoposunun maaşlı müzikçisiydi.  Anne Mozart
    ise şehrin en güzel kadınıydı. Küçük W.A. Mozart, inanılmayacak kadar piyano
    çalıyordu. Komşular bu çocuğun kulaklarının büyülü olduğuna inanıyorlardı.
    Daha okumayı öğrenmeden  ses tonlarını birbirinden ayırmasını öğrenmiş,
    kulağına gelen bir melodiyi piyanoda aynen çalarak herkesi şaşırtmıştı. 
    W.A. Mozart'ın gözleri yüzüne göre çok büyüktü. Salzburg halkı Baba Leopold
    Mozart'a ikide bir : Oğlunun bu koca gözleri neler görüyor? diye
    sorarlardı, aldıkları cevap da : "Onlarda deha pırıltıları var. İnsana
    bakarken "ben şiir yazamam, resim yapamam, ama müzik besteleyebilirim"
    diyorlar. "Ben müzikçi olarak doğmuşum" olurdu.

    Şu W.A. Mozart, pek garip bir çocuktu. Günde belki yüz kere annesiyle
    babasının boynuna sarılır, onu sevip sevmediklerini sorardı. Baba, şaka
    olsun diye sevmiyorum derse, o iri gözler hemen yaşarıverir, dudakları
    üzüntüyle titremeye başlardı. İnsan böyle bir çocukla nasıl başa çıkabilir?
    Onun kalbinin yaralarını neyle sarabilir? O kadar duygulu, bir çocuktu ki,
    davul gürültüsünden bile rahatsız olurdu.

    Mozart, beş yaşındayken bir piyano konçertosu bestelemişti. Bu o kadar güçlü
    bir eserdi ki hiç bir piyanist çalamıyordu. Gerçekten üstün bir kabiliyet...
    Çocuğu alıp uzun bir Avrupa turnesine çıkarmalı, küçük kız kardeşini de
    beraber götürmeli, zira o da bir dahi çocuktur. Bu iki dahi çocuk sayesinde
    cepleriniz parayla dolup taşar. Müzikseverler bu iki küçük şeytana her halde
    bayılacaklar, onları hediye ve  sevgi yağmuruna tutacaklardır...
    ...........
    Baba Leopold Mozart, bunları önceden düşünüp iki çocuğunu Münih'e götürdü.
    Avusturya Kraliçesi Maria Theresa'nın huzurunda konser vermelerini sağladı.
    Münih'den sonra Heidelberg'e gittiler. Küçük Mozart'ın parmakları orgun
    tuşları üzerinde sanki gezinmiyor, uçuyordu. Dinleyiciler onu iyece
    dinleyebilmek için nefes almaktan bile çekiniyorlardı. Baba Mozart
    çocuklarını Frankfurt'a götürüp ünlü şair Goethe ile tanıştırdı. Sonra da
    Fransa'ya gittiler. Madam Pompadour'un maiyetindeki asilzadeleri eğlendirmek
    için konserler verdiler. Londra'ya, Hollanda'ya gittiler. İmparatoriçeler,
    dahi çocukları kucaklayıp öpüyorlar, karallar onları ayakta alkışlıyorlardı.
    Mozart, dünyanın  dokuzuncu harikasıydı. Büyük Sebastian Bach'ın oğlu da bir
    çok ünlü müzikçinin hayatının son yıllarında bile küçük Mozart kadar müzik
    bilgisine sahip olmadığını söylemişti. Mozart'ın   ne de kocaman kafası 
    vardı. Narin vucuduna göre fazlaca büyük sayılırdı.  Mozart ailesinin
    dostları küçük oğlanın akıllılığını anlata anlata bitiremiyorlardı. Küçük
    Mozart, biraz büyüdükten sonra İtalya'ya giti. Burada müzik kabiliyetini
    geliştirip,yeni eserler besteleyecekti.  Ünlü bestecilerin vatanında Mozart
    sihirli melodileriyle herkesi coşturmasını bilmişti.  Bestelediği operaların
    oynandığı tiyatrolar her gece müzikseverlerle dolup taşıyordu. Üstelik daha
    çocuk sayılacak yaştaydı.  Opera bestelemek  ona hiçte zor gelmiyordu.  
    Sonra hafızası o kadar kuvvetliydi ki... St. Peter Katadralinde söylenmesi
    adet olan Miserere isimli kutsal eserin notalarını yazmak yasaklanmıştı.
    Fakat Mozart'ın kulağı öylesine kuvvetli idi ki, bu eseri bir dinleyişte
    notalarını ezbere yazıverdi. Pada da çocuğun bu başarısı üzerine ona şovalye
    ünvanını verdi.  Bologna'daki Filarmoni Derneği de yirmi yaşından küçük
    olanları üye yapmamak için prensibinden vazgeçerek Mozart'ı derneğe üye
    yaptı.

    Mozart, Kral Mitridates'in hayatını anlatan operasını bu sıralarda
    bestelemişti. Eser pek beğenildi. Dinleyiciler, küçük besteciye büyük
    tezahürat yaptı. Artık herkes onun olağanüstü kabiliyetinden söz ediyordu.
    Devrin tanınmış bestecileri ise dişlerini gıcırdatmaya başlamışlardı bile,
    bu bacak kadar çocuk bizi unutturacak, diye endişeleniyorlardı.

    Bir kimsenin çok küçük yaşta başarıya ulaşması çoğu zaman kötü sonuçlara yol
    açar.. Büyüdükçe insanlar da artık ona bir harika çocuk muamelesi yapmaktan
    vazgeçer. Bir zamanlar küçük sanatçıyı çılgıncasına alkışlayanlar,
    karşılarında bir delikanlı görünce dudaklarını büküp ortadan
    kayboluverirler.

    Mozart'ın da çenesinde sakallar çıkmaya başlamıştı. Çocukluk devresini
    geçirmiş, olgun bir delikanlı havasına girmişti. Artık insanların
    birbirlerine ne kadar az değer verdiklerini de öğrenmişti. Çocukluğunun o
    zafer, alkış, öpücük dolu günleri de çoktan sona ermişti. Salzburg
    Piskoposluğunda ayda yirmi beş Mark ücretle orkestra şefi olarak
    çalışıyordu. Çevresinden hiçde memnun değildi. Piskopos onu mevkiine göre
    fazla genç bulduğu için kıymet vermiyordu. Onun kabiliyetine de pek
    inanmıyordu.  Mozart'ın konservatuvarda müzik eğrenimi yapmamış olması da
    piskoposun şüphelerini artırmaya yetiyordu. Mozart'a durmadan bir yere gidip
    ciddi bir müzik öğrenimi yapmasını tavsiye ediyordu. Buna pek üzülen Mozart
    da Salzburg'dan ayrılıp kendine başka bir iş aramayı kararlaştırdı. Onbeş
    yaşında opera besteleyip Avrupa hükümdarlarını büyüleyen ünlü Mozart'a elbet
    bir iş veren çıkardı. Babası, bu konuda Mozart'tan daha kararsardı. Oğluyla
    yaşlı gözlerle vedalaşırken : "Tanrı'dan başkasına güvenme, Wolfgang! dedi.,
    insanlar hakkında bir takım acı gerçekler öğrenip üzülmeni istemem."

    Gerçekten de Mozart daha başlangıçta büyük bir hayal kırıklığına uğradı.
    Çocukken bol bol alkışlandığı Münih'e gitmişti. Burada baş vurduğu kapıların
    hepsinden geri çevrilmişti. Mozart, bir kaç yıl konservatuvarda okusa belki
    o zaman birşeyler bulmak mümkün olabilecekti.  Genç adam, Ausburg'a gitti.
    İtalya, Almanya, Fransa, İspanya ve  İngiltere'deki genç meslektaşlarıyla
    boy ölçüşmeye can atıyordu. Onun müzik konusunda başaramayacağı hiç bir iş
    yoktu, hiç kimsenin de onun kadar güzel piyano çalabileceğine ihtimal
    vermiyordu. Besteleyeceği güzel eserlerle milyonların sevgisini kazanması
    pekala mümkündü. Hiç olmazsa, zengin ailelerin kabiliyetli çocuklarına müzik
    dersleri vererek geçimini sağlayabilirdi. Evet, ders verip zengin olacaktı.
    Ama gerçekte o bir öğretmen değil, besteciydi. Ders vermeyi herkes
    başarabilirdi ama herkesin eser bestelemesi de imkansızdı. Tanrının ona
    verdiği kabiliyetleri karanlıklara gömmeye hiç hakkı yoktu.

    Günün birinde Mozart'ın hayallerinin gerçekleşmesi için bir ümit belirdi.
    Zengin bir Kont, genç besteciyi Münih'e davet etmişti. Mozart burada bir
    Alman operası besteleyecekti. Böylece bir ulusal tiyatronun doğması için ilk
    adım atılacaktı. Mozart, bu teklifi pek beğendi. Hemen zihninden bir hesap
    yaptı. Yılda dört opera besteleyecek, bir kaç yüz dolar kazanacaktı. Genç
    besteci, bir süre neşesini kaybetmedi. Fakat ne yazık ki Kont, bu projeyi
    gerçekleştirebilmek için baş vurduğu zengin dostlarının hepsinden red cevabı
    almış, proje de suya düşmüştü. Bunun üzerine Mozart müzik derslerine dönmek
    zorunda kaldı. Maddi sıkıntılarının yanı sıra Ausburg'daki hayatına bir
    türlü alışamamıştı. Bir iki aşk macerasıyla oyalandıktan sonra Mannheim'e
    hareket etti.  Tatlı güney rüzgarlarının estiği bu şehirde Mozart kendine
    yeni arkadaşlar bulmakta gecikmedi. Koro şefinin kızı Rosa Cannbich ile de
    pek iyi anlaşıyordu. Mozart bu genç kız için bir sürü eser besteledi. Bu
    arada Aloysia Weber ile tanışması genç adamın hayatının akışının değişmesine
    yol açtı. Artık Mozart, Aloysia'dan başkasını düşünemiyordu. Şan öğrenimi
    yapmakta olan genç kız bir süre sonra İtalya'ya gidip çalışmalarına orada
    devam edecekti. Mozart da Aloysia'nın peşinden İtalya'ya gitmeye
    niyetleniyordu. Fakat baba Mozart oğlunun bu isteğine karşı koydu. Bir
    mahalle kızının peşinden İtalya'ya gidilir miydi hiç? Mozart her şeyden önce
    kendi geleceğini düşünmeliydi.  Bu kızla evlenip fakir bir müzisyen olarak
    bir tavan arasında hayatının en güzel yıllarını tüketmesi doğru muydu?
    Hayır, değildi. Mozart evlenmeyip, Paris'e gidecek, orada müzik tahsiline
    devam edecekti. Tahsilini yaparken müzik dersleri vererek geçimini
    sağlayabilirdi. Annesini de Paris"e götürürse daha rahat yaşayabilirdi.

    Birden bestecinin talihi dönmüştü. Doğu saraylarından birinde geçen operayı
    halk pek beğenmişti. Artık herkes bu güzel eserin dahi bestecisinden 
    bahsediyordu. Fakat maalesef Mozart bu operasından da para yerine bol bol
    alkış kazandı. Tiyatro sahipleri bütün kazancı kendilerine ayırıyorlar,
    bestecilere pek birşey vermiyorlardı. O devirde bestecilerin haklarını
    aramaları için başvuracakları bir yer de yoktu. Dünya, yaratıcılara tapıyor,
    fakat onları beslemeye nedense yanaşmıyordu. İşte Mozart'ın da kaderi buydu.
    Yeni Alman operasının açlıktan nefesi kokan Apollo'suydu. Birinci operadan
    sonra Figaro'nun Düğünü isimli opera da büyük başarı kazandı. Sevil
    Berberi'nin hikayesi üzerine kurulan opera Prag'da pek beğenildi. Operanın
    melodileri birer dans  parçası haline getirilmişti. Bütün şehir bu
    melodilerle dansediyordu. Artık Figaro'dan başka birşey de konuşulmaz
    olmuştu. Mozart da dansediyordu ama zevk için değil... Bir sabah, onu evinde
    ziyaret eden bir arkadaşı genç bestecinin bir vals mırıldanarak kendi
    kendine dansettiğini gördü. Mozart arkadaşının hayret dolu bakışlarına
    aldırmayarak gülümsedi : "Üşümemek için, ekonomik bir yol buldum" dedi.
    "hava çok soğuk, evde yakacak odun kömür de kalmadı. Ben de dansederek
    ısınıyorum"

    Viyanolı müzikçiler genç meslekdaşlarını çok kıskandıkları için onun
    aleyhinde akıllarına geleni söylemeye başlamışlardı. Bazıları, Mozart'ın
    eserlerinde gerektiğinden fazla nota kullandığını dahi iddia ediyordu.
    Devrin hükümdarı da Mozart'ın rakiplerinin etkisi altında kalmıştı. Fakat
    genç besteci düşmanlarıyla uğraşmaya vakit bulamadığı gibi onlar kadar
    kurnaz da değildi. Üzüntüsünü uğradığı hayal kırıklığını eserlerinde
    belirtmeye bakıyordu. Bu üzüntülü devresinde en güzel operasını "Don Juan" ı
    besteledi. Bu eser bir bakıma "ölüm" operasıydı. Eserin ilk defa oynanacağı
    gece besteci yerini alırken orkestra, imparatorun gelişinde yaptığı gibi
    trampetlerle Mozart'ı karşıladı. Halk "Mozart çok yaşa!" diye avaz avaz
    bağırdı. Artık Mozart şöhretin en üst ucuna ulaşmıştı. Hatta imparator bile
    ona sarayda iş vermişti. Gerçi sarayın baş müzikçisi olmamıştı ama iyisi
    işsiz bırakılmamıştı ya... Mozart, kralın  onu sırf vicdan azabından
    kurtulmak için bu işe yerleştirdiğini biliyor ve buna da çok üzülüyordu. Ama
    herşeye rağmen genç besteci boynunu büküp ona bahşedilen nimeti kabullenmek
    zorundaydı. O devirde bu davranışın haksızlık olduğunu düşünenler, Mozart'ın
    uğradığı hakarete üzülenler yok muydu? Vardı elbet ama bunların sayıları pek
    azdı. İşte mesela, Salzburg'da ihtiyar bir adam, gözlerinden yaşlar
    boşanarak Baba Mozart'ın yanına gitmiş ve titrek bir sesle : "Tanrı
    huzurunda yemin ederim ki" demişti. "oğlunuz bugüne kadar yaşamış
    bestecilerin en büyüğüdür" Fakat bu adamın sözlerinin bir önemi yoktu, zira
    o ne imparatordu, ne de  zengin ve nüfuzlu bir asilzade. Sadece besteci
    Joseph Haydn'dı...


    Mozart, hayatının belki de en üzüntülü devresini yaşıyordu. Sarayda ona
    maaşını  alıp başka hiç birşeye karışmamasını ihtar etmişlerdi. Genç adam,
    bu hayata kendini alıştırmaya çalışırken imparator öldü, Mozart'ın da işine
    son verdiler. Besteci gene sonatları ve izzeti nefsiyle başbaşa kalmıştı.
    Genç adam, maddi bakımdan çok kötü durumda olduğu halde bunu kimsenin
    öğrenmesini istemiyordu. Ders ücretlerini indirse belki de bu yoldan
    geçimini sağlayabilirdi  ama Mozart buna da yanaşmıyordu.  Günlerini evinde
    yeni eserler besteleyerek geçiriyordu. Karısı Konstanze de hastalanmıştı.
    Mozart, saatlerce karısının başucunda oturup onu oyalamaya çalışıyor, yeni
    eserleri için hazırlık  yapıyordu. Bir süre sonra karısı iyileşti ama çok
    zayıf düşmüştü. mozart maddi imkansızlıklar içinde kıvranıyordu. Birşeyler
    yapmalı bu sefaletten kurtulmalıydı. Yeni imparatora yaptığı müracaatların
    hiç birinden bir sonuç alamamıştı. Kralın peşinden gönderdiği Frankfurt'a
    gitti. Orada da başarı yerine borçlandı. Karısına gönderdiği mektuplarda
    ümidini henüz kaybetmediğini yazıyordu ama gerçekte Mozart, herşeyden
    ümidini kesmişti. Artık onun için tek kurtuluş yolunun ölüm olduğuna
    inanıyordu. Bu sıralarda Schikaneder adında bir mason, nikayesini kendisinin
    yazdığı "Sihirli Opera" yı bestelemesi için bir teklifte bulundu. Mozart, bu
    teklife hemen cevap veremedi. O güne kadar "Sihirli Opera" bestelenememişti.
    Başarıya ulaşamamaktan korkuyordu. Fakat Schikaneder, onu kandırdı. Böylece
    Mozart "Sihirli Flüt" isimli opera üzerinde çalışmalara başladı. Gece
    Kraliçesinin maceralarını anlatan bu eser, bir peri operasıydı.

    SONA DOĞRU...

    Mozart, olanca gücüyle bu operayı (Sihirli Flüt) tamamlamaya çalışırken
    baştan aşağı siyahlar giyinmiş esrarengiz bir adam, bestecinin evine geldi,
    mühürlü bir zarf uzattı. Yabancı, Mozart'ın bir ölüm marşı bestelemesini
    istiyordu. Bu marşın kimin için besteleneceğini ise yabancı Mozart'a
    açıklamak istemedi.  Meselenin aslı gayet basitti. Ünlü bestecilere
    hazırlattığı eserlerin altına kendi imzasını atan zengin bir amatör besteci
    bu kere de ölen karısına bir ölüm marşı besteletmek istemişti. Fakat durum
    anlaşılmasın diye de kimin tarafından geldiğini açıklamaması hususunda kati
    bir emir vermişti. Bütün bunlardan haberi olmayan Mozart, marşı kendi ölümü
    için  bestelediğini düşünüyor,  siyahlı yabancının Azrail olduğu fikrini bir
    türlü aklından çıkaramıyordu. Sihirli Flüt operasını tamamlayıncaya kadar
    cenaze marşını unutamadı.  Opera tamamlanıp da büyük başarı kazanınca Mozart
    bu defa da cenaze marşını bestelemeye koyuldu. İki yüz defa temsil edilen
    Sihirli Flüt bestecisine bol alkış, tiyatro sahiplerine ise büyük para
    kazandırmıştı.

    Ama zaten artık hiç bir şeyin önemi kalmamıştı ki... Mozart'ın gözleri
    bulanık görüyordu. Sofrada yemeğini kendi kendine yiyebilmekten dahi acizdi.
    Bıcağı tutacak gücü bile kalmamıştı. Macaristan ve İngiltere'den besteciye
    teklifler geliyordu. Bu iki ülkenin müzikseverleri Mozart'a mevki ve para
    teklif ediyorlardı. Bunlardan faydalanmak için harekete geçmenin tam
    zamanıydı ama Mozart ölüm korkuları içinde hiç birşey düşünemez hale
    gelmişti.

    Ölüm marşını bile tamamlayamadan hastalandı. Hayata gözlerini kapadığı zaman
    henüz otuz beş yaşındaydı.  Cebinde otuz sekiz dolar kıymetinde bir kaç
    para, eşya çıktı.

    Bestecinin zengin bir arkadaşı cenaze masraflarını üzerine almayı kabul
    atmişti.  Bu adam müziğe pek meraklıydı ama  cenazeye fazla masraf etmeye de
    hiç niyetli görünmüyordu. Mozart'ın cenazesi fakir bir köylünün cenazesi
    gibi bir avuç insanla kaldırıldı. O gün hava müthiş soğuktu. Cenazeye
    gelenler, daha mezarlığa varmadan birer ikişer evlerine döndüler. Tabut
    toprağa verilirken mezar kazıcılarından başka kimse kalmamıştı. Bestecinin
    eşi Konstanze, doktorun nezareti altında olduğundan kocasının son
    yolculuğunda yanında bulunamamıştı. Genç kadın mezarlığa gitti. Ağır
    adımlarla mezarlar arasında dolaşıp kocasının mezarını aradı. Fakat hiç bir
    ize rastlayamadı. Nihayet mezarlık bakıcısının kulübesine gitti. Titrek bir
    sesle "kocamı nereye gömdüler biliyor musunuz? diye sordu. Adı Mozart'tı"

    Mezarcı, "Mozart mı?" diye mırıldandı. "Ben böyle birini tanımıyorum."

     

    KAYNAK BİLİNMİYOR...

     

    © akın akça

    cic 2007

    Yorum ( 2 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    şişko sıska -

    Tırtıl deliklerim

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS
  • -
  • antoloji'de ben
  • antolojim'de ben
  • ev2 (pwd için danışın)
  • bloggar'm
  • diğer blogcum
  • youtubem
  • sozluk
  • kult b.kurgu
  • k.delik vs.
  • snowqueen
  • tas
  • sozluk2
  • upload
  • live unfaithful
  • kus
  • iqtet
  • gezegende yas
  • uyduda kg.
  • timetravel
  • warp hizi prog.
  • evren ve jeo.devirlere..
  • metal bolumu mucka
  • zagor,hellingen
  • res.roman forum
  • zagor&supermayk
  • zagor, live
  • zagor,mayk2
  • zagor,hell,kiki manitu
  • zag,hell,kikki2
  • zagor&helling.3
  • akvaryum dünyası
  • emoticonunuzu yaratın:)
  • dunya siir
  • iqtest2
  • guzeloyku
  • askolcer
  • miniclip
  • siir dinledinlet
  • kg.
  • kod prog.
  • karısıkod
  • fare kod
  • lovepoems
  • tchorg
  • seviyo:)
  • tchshb

    Kategoriler


    Image Hosted by ImageShack.us turkuaz
    Image Hosted by ImageShack.us cinskediguzel
    Image Hosted by ImageShack.us kartopum
    Image Hosted by ImageShack.us geda
    Image Hosted by ImageShack.us nimo
    Image Hosted by ImageShack.us cicibisiiy
    Image Hosted by ImageShack.us lrem
    Image Hosted by ImageShack.us ehicran
    Image Hosted by ImageShack.us papatyadiyari
    Image Hosted by ImageShack.us sophia
    Image Hosted by ImageShack.us yaramazbebegim
    Image Hosted by ImageShack.us kasimpati
    Image Hosted by ImageShack.us bebekler
    Image Hosted by ImageShack.us iremnur
    Image Hosted by ImageShack.us enzondigital
    Image Hosted by ImageShack.us polyanna
    Image Hosted by ImageShack.us shadowgirl
    Image Hosted by ImageShack.us nilayak
    Image Hosted by ImageShack.us sihirlibahce
    Image Hosted by ImageShack.us katarsis
    Image Hosted by ImageShack.us obolukbasi
    Image Hosted by ImageShack.us thelosthighway
    Image Hosted by ImageShack.us beklemeodasi
    Image Hosted by ImageShack.us dusbahcesi
    Image Hosted by ImageShack.us nurtenaltinok
    Image Hosted by ImageShack.us kubradener
    Image Hosted by ImageShack.us nihatgenc
    Image Hosted by ImageShack.us berrinsulari
    Image Hosted by ImageShack.us huznunhikayesi

  • Sayfa: 1 - Toplam: 1
    Son Sayfa |
    YouNeverCall
    Hicham Aboutaam



    C






    Get your own! Go Large!Cursors - Get this
    Falling Objects

    Image hosted by Webshots.com
    by xanal0n



    TV'de Bugün
    sitene ekle


    Ziyaretçi Defterini Oku Image hosted by Webshots.com
    by xanal0nImage hosted by Webshots.com
    by Ziyaretçi Defterine Yaz