|
rosyfaced (Bayan, 20) |
|
Kime |
: a_K_I_n_28_aNk`¨* |
|
Tarih |
: 15.4.2005 11:47 (GMT +2:00) |
|
|
|
|
|
|
|
Konu |
: [sevgi-ve-dostluk] gerçek sevgi...........................sevgi emek ister |
|
|
|
Koskoca bir bahçede harikulada çiçekler içinde bir papatya.. Ve papatya aşık olmuş, yanmış tutuşmuş ak sakallı bahçıvana.. Bir ümit bekliyormuş. Yüzlerce çiçeğin arasından onunla, sadece onunla saatlerce ilgilensin.. Buz gibi suyunu sadece ona döksün istiyormuş.. Sadece ona değsin makası, Sadece ona gülsün dudakları.. Kıskanıyormuş bahçıvanı, kırmızı güllerden, sarı lalelerden, mor menekşelerden.. zambaklardan... Papatya, sadece bahçıvan için açıyormuş, Bembeyaz yapraklarını...
Bir gün, aşkı öyle büyümüşki.. Papatya yapraklarını taşıyamaz olmuş.. Eğilivermiş boynu.. Toprağa bakıyormuş artık.. Bahçıvanın sadece sesini duyuyormuş.. Ayaklarını görüyormuş.. Bunada şükür diyormuş.. Yetiyormuş ona, bahçıvanın varlığını hissetmek.. Zaman akıp gidiyormuş.. Papatya bahçıvanın yüzünü görmeyeli çok olmuş.. Ne var sanki boynumu kaldırsa.... Bir kerecik daha görsem yüzünü diyormuş...
Ve işte bir gün...Bahçıvan papatyaya doğru yaklaşmış.. İncecik bedenini ellerinin arasına almış.. Elindeki sopayı, köklerinin yanına, toprağa sokmuş bir iple papatyanın gövdesini bağlayıvermiş sopaya.. Papatya o an daha çok sevmiş bahçıvanı.. Hala göremiyormuş onu, ama bedeni kurtulmuş.. Uzun bir müddet sonra, bahçıvan uğramaz olmuş bahçeye.. Gelen giden yokmuş.. Kahrından ölecekmiş papatya..
Ama işte bir sabah... Hortumdan akan suyun sesiyle uyanmış.. Derin bir oh çekmiş.. Çılgıncasına sevdiği bahçıvan geri gelmiş.. Birden, kendisine doğru gelen iki ayak görmüş.. Bu onun delicesine sevdiği bahçıvan değilmiş.. Başka birisiymiş.. Adamın elinde bir de makas varmış.. Papatyanın kafasını kaldırmış yukarıya doğru....
Ne güzel açmışsın sen öyle demiş.. Bu gencecik, yakışıklı bir delikanlıymış.. Gözleri gök mavisi, saçları güneş sarısıymış.. Ama gövden seni taşımıyor demiş. Elindeki makası papatyanın boynuna doğru uzatmış.. Ve bir hamlede bağını gövdesinden ayırmış.. Papatya yere düşerken hatırlamış sevdiğini.. O ak saçlı, ak sakallı, yaşlımı yaşlı bahçıvanı hatırlamış.. Birde o gencecik, yakışıklı delikanlıyı düşünmüş.. Ve o an anlamış, neden o yaşlı bahçıvanı sevdiğini.. O her şeye rağmen, papatyaya emek vermiş.. ona hiç bir zaman güzel olduğunu söylememiş, ama onu aslında hep sevmiş....
Papatya anlamış artık...
Sevgi, emek istermiş...
Yere düştüğünde son bir kez düşünmüş sevdiğini... Teşekkür etmiş ona içinden.. Son yaprağıda kuruduğunda, biliyormuş artık....
Gerçek sevginin, söylemeden, yaşamadan ve asla kavuşmadan varolabileceğini... |
|
|
|
|
|
MUCİZE Sally, küçük kardeşi George hakkında anne ve babasının konuşmalarını duyduğu zaman yalnızca sekiz yaşındaydı. Kardeşi çok hastaydı ve onukurtarabilmek için ellerinden gelen herşeyi yapmışlardı. George'nin yalnızca çok pahalıya malolacak bir ameliyatlakurtulma şansı vardı fakat bunun için yeterli paraları yoktu.Babasının, umutsuz bir biçimde annesine şöyle fısıldadığını duymuştu Sally: 'Yalnızca bir mucize onu kurtarabilir.' Bu sözleri duyar duymaz, usulca kendi odasına yürüdü Sally. Domuz biçimindeki kumbarasını gizlediği yerden çıkartarak içindeki paraları yavaşça yere dökerek saymaya başladı. Yanılgıya düşmemek için tamüç kez saydı kumbaradan çıkardığı bozukparaları. Sonra hepsini cebine koyarak aceleyle evden çıkıp, köşedeki eczaneye gitti. Eczacının dikkatini çekebilmek için büyük bir sabırla bekledi. Eczacı çok yoğundu ve bir adama ilaçlarını nasılkullanacağını anlatıyordu. Bu yoğun çalışmanın arasında sekiz yaşındaki bir çocukla ilgilenmeye hiç niyeti yoktu ama Sally'nin beklediğini görünce'Evet, ne istiyorsun söyle bakalım' dedi. 'Biraz acele et, gördüğün gibi beyefendiyle ilgileniyorum' diyerek yanındaki şık giyimli adamı gösterdi. Sally 'Kardeşim' dedi. Sessizce yutkunduktan sonra devam etti: 'Kardeşim çok hasta,bir mucize almak istiyorum.' Eczacı Sally'e bakarak: 'Anlayamadım' dedi. 'Şeyy, babam 'Onu ancak bir mucize kurtarabilir' dedi, bir mucize kaç paradır, bayım? ' Eczacı Sally'e sevgi ve acımayla baktı bu kez: 'Üzgünüm küçük kız, biz burada mucize satmıyoruz, sana yardımcı olamayacağım' dedi.Sally o kadar kolay vazgeçmek istemedi. Eczacının gözlerinin içine bakarak 'Karşılığını ödemek için param var benim, bana yalnızca fiyatını söylemeniz yeterli' dedi. Bu arada Sally ve eczacının yanında bekleyen iyi giyimli bey Sally'e dönerek 'Ne türbir mucize gerekiyor kardeşin için küçük hanım? diye sordu.'Bilmiyorum' dedi Sally. Sonra gözlerinden aşağı süzülen yaşlara aldırmaksızın devam etti: 'Tek bildiğim, o çok hastave annem ameliyat olmazsa kurtulamayacağını söyledi ailemin de ameliyat için ödeyebilecekleri paraları yok. Ama babam 'Onu ancak bir mucize kurtarabilir' deyince ben de paramı alıp buraya geldim.' 'Peki, ne kadar paran var? ' diye sordu iyi giyimli adam. ' Bir dolar ve onbir sent' dedi Sally. 'Ve dünyadaki tüm param bu! ' 'Bu iyi bir şans, küçükkardeşini kurtarmak için gerekli olan mucize için yeterli bu para' dedi, iyi giyimli adam.Adam bir eline parayı aldı, ötekieliyle de Sally'nin elini tutarak 'Beni yaşadığın yere götürür müsün lütfen? ' diye sordu. 'Küçük kardeşini ve aileni tanımak istiyorum'dedi. İyi giyimli adam Dr. Carlton Armstrong'du ve George için gerekli olan ameliyatı yapabilecek tanınmış bir cerrahtı.Ameliyat başarıyla sonuçlanmış ve aile hiçbir ödeme yapmamıştı. Hep birlikte mutluluk içinde evlerine döndükleri zaman hâlâ yaşadıkları olayların etkisinden kurtulamamışlardı. Anne:'Hâlâ inanamıyorum. Bu ameliyat bir mucize! Doğrusu maliyeti ne kadardır merak ediyorum' dedi. Sallykendi kendine gülümsedi. O bir mucizenin kaça malolduğunu çok iyi biliyordu. Tam tamına bir dolar ve onbir sent! |
|
|
|
Alışverişe gitmek üzere evden çıkan bir kadın, kapısının karşısındaki kaldırımda oturan bembeyaz sakallı üç yaşlıyı görünce önce duraksadı, sonra onları, tüm içtenliğiyle evine davet etti: 'Burada böyle oturduğunuza göre, üçünüz de kesinlikle acıkmış olmalısınız' dedi. 'Lütfen içeri gelin, size yiyecek bir şeyler hazırlayayım. ' Üç yaşlıdan biri, kadına, eşinin evde olup olmadığını sordu. Kadın, eşinin biraz önce çıktığını, şu anda evde olmadığını söyledi. Yaşlı adam, başını iki yana salladı: 'Eşiniz evde değilse, biz de davetinizi kabul edemeyiz' dedi. Akşam eşi geldiğinde kadın, karşı kaldırımdaki yaşlı adamlarla arasında geçen konuşmayı anlattı. 'Senin evde olmadığını öğrenince, içeri girmek istemediler' dedi. Yaşlı adamların bu davranışlarını öğrenince, kadının eşi üzüldü. 'Bir bakıversene dışarı' dedi. 'Hâlâ ora dalarsa, şimdi davet edebilirsin eve.' Kadın kapıyı açar açmaz, karşı kaldırımdaki bembeyaz sakallı üç yaşlıyla yeniden karşılaştı. 'Eşim geldi, şimdi evde' dedi ve onlara davetini yineledi: 'Yemeğimizi birlikte yemek için sizi şimdi davet edebilir miyim evimize? ' Kadının davetine, yaşlılardan biri yanıt verdi: 'Biz hiçbir eve üçümüz birlikte gitmeyiz' dedi. Ve kısa bir duraksamadan sonra, bir açıklama yaptı: 'Sağ yanımdaki bu arkadaşımın adı, Zenginliktir dedi. 'Bu yanımda oturan arkadaşımın adı Başarı, benim adım ise Sevgidir. Kendini ve arkadaşlarını tanıttıktan sonra Sevgi, kadına ilginç bir öneride bulundu: 'Şimdi evinize gidin ve eşinizle baş başa verip, bir karara varın dedi. 'İçimizden yalnızca birimizi davet edebilirsiniz evinize. Hangimizi davet etmek istediğinize karar verin, sonra gelin, kararınızı bize bildirin.' Kadın, Sevginin önerisini eşine anlattığında adam, sevinçten göklere fırladı. 'Aman ne güzel, ne güzel' dedi. 'Hangisini davet edeceğimizi bize bıraktıklarına göre, biz de içlerinden Zenginliği davet ederiz ve evimiz de bir anda Zenginliğe kavuşmuş olur. Eşinin kararı, kadının hiç de hoşuna gitmedi. 'Başarıyı davet etsek, daha mantıklı bir karar vermiş olmaz mıyız, kocacığım? ' dedi. Kayınvalidesiyle, kayınpederinin bu konuşmasına, içerideki odada bulunan gelinleri de kulak misafiri olmuştu. Koşarak içeri girdi ve o da kendi önerisini söyledi: 'En doğru karar, Sevgiyi davet etmek değil midir? ' dedi. 'Düşünsenize, evimiz bir anda Sevgiye kavuşacak...' Gelinin bu önerisi,kayınpederinin de, kayınvalidesinin de çok hoşlarına gitti. 'Tamam, en doğru karar bu olacak dediler. 'Sevgiyi davet edelim...' Kadın kapıyı açtı ve üç yaşlıya birden sordu: 'İçinizde hanginiz Sevgiydi? ' dedi. 'Onu davet etmeye karar verdik. Lütfen buyursun... ' Sevgi ayağa kalktı, eve doğru yürümeye başladı. Arkadaşları da ayağa kalktılar ve Sevginin arkasından, onlar da eve doğru yürümeye başladılar. Kadın, büyük bir şaşkınlık ve heyecan içinde, Zenginlikle Başarı' ya sordu: 'Siz niçin geliyorsunuz? ' dedi. 'Ben yalnızca Sevgi' yi davet etmiştim. Kadının bu sorusuna, üç yaşlı birlikte yanıt verdiler: 'Eğer içimizden yalnızca Zenginlik' i ya da Başarıyı davet etmiş olsaydınız, davet edilmeyen ikimiz dışarıda bekleyecektik' dediler. 'Fakat siz Sevgi yi davet ettiniz. Bu durumda üçümüz birden gelmek zorun- dayız evinize.' Ve kadının 'Niçin? ' diye sormasını beklemeden., Zenginlik ve Başarı sözlerini şöyle sürdürdüler: 'Çünkü Sevginin olduğu her yerde, biz Zenginlik ve Başarı da her zaman, onun yanında olur. Sizcede öyle değilmi dostlar? (...)
-------------------- |
Antoloji gruplarından alındı, roseyfaced ve selmaa24
|