TED ŞİİRLERİ:
HEPTONSTALL
Mezar taşlarının kara köyü.
Kafatası bir budalanın,
Düşleri doğdukları
yerde ölen.
Bir koyun kafatası,
Etleri eriyen
Kendi çatısının altında,
Salt sineklerin terk ettiği.
Bir kuş kafatası,
Büyük engebelerin
Çatlak pervazlar gibi
Duran eklemlere indiği.
Yaşam çabalıyor.
Ölüm çabalıyor.
Taşlar çabalıyor.
Yağmur yorulmuyor bir tek.
-
Bir domuz görüntüsü
Ölü bir domuz yatıyor elarabasında.
Üç adam ağırlığında, dediler.
Gözleri kapalı, kirpikleri pembe beyaz.
Fırlamış havaya paçaları.
Sanki ölmemiş gibi görünür böylesi bir ağırlıkla
bu şişko pembe kitlesi katılaşmış ölümde.
Cansızlıktan daha da az bir şey, daha ötede.
Buğday dolu bir çuval gibi.
Hiddetlenmeden vurdum muştayı.
Suçlu hisseder insan incitirse ölüleri,
Yürürse mezarlar üzerinde. Ama bu domuz
suçlayabilecek durumda değildi.
Haddinden fazla ölüydü. Şöyle ederi kadar
domuzyağıyla domuzetinin.
En son değeri tamamen yitmişti.
Eğlenilecek bir şekil de değildi bu.
..........
..........
-
Şahin tüneyişi
En yücesinde otururum ormanın, gözlerim kapalı.
Kımıltısız, yok artık çarpıtmak düşü
Eğri gagamla çarpık ayaklarım arasında:
Ya da kurgulamak uykuda
mükemmel bir öldürümü ve tüketimi.
Ne de elverişli bu yüksek ağaçlar!
Havanın canlılığı ve güneş ışınları
Benim lehime;
Ve yukarı çevrik toprağın yüzü benim denetleyişim için.
..........
..........
-
(Bu şiirler -seçilmiş şiirler- adlı kitabından)
Esin tilkisi
Düşlüyorum bu geceyarısı anının ormanını:
Canlı bir şey daha var yakınında
Saatin ıssızlıktaki tıkırtısının
Ve bu boş sayfanın, parmaklarımın gezindiği.
Tek bir yıldız görünmüyor camdan:
Daha karanlığa gömülü, ama
Daha yakında bir şey
Adım atıyor ıssızlığa.
Bir tilkinin soğuk burnu karanlık kar denli
Hafifçe dokunuyor dallara, yapraklara;
İki göz ışık tutuyor bir harekete şimdi,
Şimdi yine ve şimdi ve şimdi
Ağaçların arasında karda
Düzenli ayak izleri bırakın ve tetikte
Titrek bir gölge duraklıyor yanında bir kütüğün,
Sonra cüretle açığa çıkan bir gövdenin
Çukurunda ilerleyen bir göz,
Genişleyip derinleşen bir yeşillik
Tüm güç ve pırıltısıyla
Kendi amacına yönelik,
Ta ki ansızın keskin bir tilki kokusuyla
Dalıyor karanlık çukuruna kafamın.
Pencere hala yıldızsız, tıkırdıyor saat
Ve artık dolu sayfa.
-
|
2008-01-26 22:20:49 - Bir Domuz Görüntüsü
Ölü bir domuz yatıyor elarabasında.
Üç adam ağırlığında, dediler.
Gözleri kapalı, kirpikleri pembe beyaz.
Fırlamış havaya paçaları.
Sanki ölmemiş gibi görünür böylesi bir ağırlıkla
bu şişko pembe kitlesi katılaşmış ölümde.
Cansızlıktan daha da az bir şey, daha ötede.
Buğday dolu bir çuval gibi.
Hiddetlenmeden vurdum muştayı.
Suçlu hisseder insan incitirse ölüleri,
Yürürse mezarlar üzerinde. Ama bu domuz
suçlayabilecek durumda değildi.
Haddinden fazla ölüydü. Şöyle ederi kadar
domuzyağıyla domuzetinin.
En son değeri tamamen yitmişti.
Eğlenilecek bir şekil de değildi bu.
Haddinden fazla ölü acımak için.
Anımsamak hayatını, gürültüsünü, yaşadığı
topraksı zevkin kalesini,
yanlış ve gereksiz bir gayret gibi.
Tam anlamıyla fazla ölmüş. Ağırlığı
Zulmetti bana - nasıl taşınacak?
Ve bütün kesim zahmetleri!
Boğazındaki derin yara şaşırtıcıydı, ne ki
dokunaklı değildi.
Bir keresinde pazarın birinde koşmuştum yakalamak için
Gürültüsüne kaygan bir domuz-yavrusunun,
Bir kediden daha hızlı ve çevikti,
Böğürtüsü metalin parçalanmasıydı.
Domuzlar sıcak kanlıdırlar, fırın sanarlar kendilerini.
Isırışları beterdir atlarınkinden -
Doğrarlar bir yarımayı bir güzel.
Yanmış kömür ve ölü kedileri tıkınırlar.
Yüceltmeden ve hayranlıktan çoktan çekmiş
Elini eteğini buradaki domuz.
Uzun uzun baktım ona. Sonra başladılar
haşlamaya onu.
Haşladılar ve parlattılar bir kapı eşiği gibi.
Ted Hughes
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy