Çocukça bir şaka
Erkekle kadının ruhsuz gövdeleri,
Ağızları açık, gözleri bomboş, ölü gibi
Uzanmışlardı cennetin çayırlarına.
Tanrı derinliklere dalmıştı.
Öyle büyüktü ki sorun, uyuyakaldı sonunda.
Karga kıkırdadı.
Isırıp iki kıvranan parçaya böldü solucan’ı,
Tek oğlunu Tanrı’nın.
Aldı erkeğin içine tıktı kuyruk kısmını,
Yaralı ucu dışta kalacak şekilde.
Baş tarafını da kadının içine tıktı baş aşağı.
Solucan süründü içeri ve yukarı doğru,
Kadının gözlerinden bakıp
Yanına çağırmak için kuyruk kısmını:
Çabuk, çabuk, çünkü ah nasıl yanıyordu canı.
Erkek uyandığında bir şey çimenlerin üstünde sürüklüyordu onu.
Kadın uyandığında geldiğini gördü Erkeğin.
Ne olmuştu, ikisi de bilmiyordu.
Tanrı hala uyuyor,
Karga hala kıkırdıyordu.
-
Futbol oynayan adamlar
Arasında baş döndürücü vadilerin, bir tepenin çıplak sırtında
Bayraksı renklere bürünmüş adamlar
Zıplıyorlardı ve zıplıyordu rüzgarın üfürdüğü topları da.
Üfürülen top zıpladı ve şeker renkli adamlar
Su gibi fışkırdılar ona kafa vurmak için.
Topu alıp götürdü rüzgar ---
Lastik adamlar zıpladılar ardından.
Top sıçradı kaydı bir yana ve tutunup kaldı rüzgara
Ağaç tepelerinden bir engelin üstünde.
O zaman bir ağızdan bağırdılar hepsi, top geldi geriye.
Gökte alevli deliklerden rüzgarlar
Yığıldılar çevrelerinde karanlıklaşan tepelere
Sindirmek için adamları. Göz kamaştırıcı ışık
Karıştırdı çılgın boyalarını, kasvet yaydı her yere.
Sonra yağmurun çelik prensi indi yukarıdan.
Saçlar alınlara yapışık, su teptiler hiç düşünmeden,
Pırıltılar saçarak ve sesleri yüzeye ulaştı derinlerden,
Berrak, ince, yıkanmış, mutlu;
Su alıp batarken kamburlu dünya
Ve müthiş içini karartırken vadilerin
Okyanus kaçkını alçak basınç ---
Ama kanatlandılar sol açıklar, sağ açıklar, pedal çevirdiler havada
Ve yanlamasına uçtu kaleci
Ve yeniden altın bir yangın
Kaldırdı bulutun kıyısını, izlemek için onları.
-
wind (yel)
ted hughes'un bir şiiri. 1957'de ingiliz modern şiiri philip larkin'in alaycı/ağıt havası ve neo-klasik tekniğiyle şekillenmişken, hughes'un ilk kitabı olan hawk in the rain, içerdiği tuhaf, yabanıl ve karanlık yapı ile romantizme dönüşü müjdelemiştir. bu açıdan bakıldığında hughes'un ilk şiirlerinden olan "wind", şairin sesini pek çok noktadan karakterize eden bir şiir. wind'i şu şekilde çevirmeyi deneyebiliriz:
yel
bu ev adeta açık denizdeydi bütün gece, karanlıkta çatırdayan ağaçlar, uğuldayan tepeler, pencerenin ötesinde tarlaları darmadağın eden yel koşturuyor bata çıka kör edici yağmuruyla
ta gün doğana dek; artık turuncu bir göğün altındaki tepeler yer değiştirmiş gibi, yelin taşıdığı ışık ise kılıçlardan aksetmiş sanki, kapkara ve zümrüt yeşili, öfkeli bir gözün merceğinden süzülen çarpık bir ışık.
öğlen, evin duvarlarına tutunarak kömürlüğe kadar ilerledim. yalnız tek bir kez cesaret edebildim gözlerimi oymak isteyen o yele karşı bakmaya, gerilmiş birer çadırdı bütün tepeler.
tarlalar titriyor, ufuk çizgisi somurtmuş, bir gümbürtüyle uçup gidebilir her an. saksağanı fırlatıp attı yel, siyah-sırtlı martı ise demir bir çubuk gibi büküldü yavaşça.
birazdan kendisini parçalayacak bir sesle çınlayan ince, yeşil bir kadeh sanki ev. ve şimdi biz büyük şöminenin önünde, koltuklara gömülmüş, yüreklerimize tutunuyoruz sıkı sıkı; ne kitaptan, ne düşüncelere dalmaktan,
ne de birbirimizden bir şey anlıyoruz. harıl harıl yanan ateşi izliyor, evin temelinin sarsıldığını hissediyor, ama oturuyoruz yine, içeri dalmak için titreyip duran pencereyi görerek, ufukların altında haykıran taşları işiterek.
www.eksisozluk.com
|